Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 13 - 26 dakika)
ihtisam ve sefalet“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim, 
kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca
                                                            Kudüs'te gözümün gördüğü bütün sürülerden daha
büyük bir sürüye sahip oldum; kendim için gümüş,
altın ve başka krallar ile eyaletlerden özel hazineler
toplattım; erkek ve kadın şarkıcılar getirttim ve insanoğlunun
tadabileceği bütün zevkleri, müzikli eğlenceleri, hepsini tattım.”
Lev Tostoy / İtiraflarım
“Sana demin, fakirliğimden utanmadığımı söyledim,
 ama yalan, en çok bundan utanıyor, bundan korkuyorum;
hırsız olsaydım bu derece korkmaz, utanmazdım.”
Fyodor Dostoyevski / Yeraltından Notlar

               

            Tolstoy ve Dostoyevski, bir dağ zirvesine çıkıp on dokuzuncu yüzyıl Rusya’sının iki zıt yüzünü kelimelerin efsunuyla çizdiler. İhtişam ve sefaletin üryan tablolarıdır onların romanları. Tolstoy şaşaa, debdebe, gösterişin şöleni; Dostoyevski sefahat, meşakkat ve sefaletin çığlığı. Biri bataklığa, öteki gül bahçesine meyletti. 

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 17 - 33 dakika)

uc anadoluKültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından uygarlık kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır (Güvenç, 2015). Tylor, kültürü; bireyin toplumun bir ferdi olarak kazandığı bilgi ve becerilerin tümü olarak ifade etmiştir (Güvenç, 2015; Wulf, 2015; Eagleton, 2016). Bozkurt (2007, s. 91) kültürün, insanların davranışlarını kontrol eden bir anlayış olduğunu ifade etmektedir. İnsanlar, kültür yoluyla insan olduklarını anlayabilirler (Wulf, 2015, s. 142). Parekh (2002) kültürün tarih içerisinde insanın yarattığı bir anlam, inanç ve gelenek, görenek sistemi olduğunu ifade etmektedir. Kymlicka (2015) ise kültürü tanımlarken çok uluslu yapılardaki çokkültürlülük kavramını kullanmaktadır. Kültür, tarihsel süreçler boyunca biçimlenmiş yaşam tasarımları olarak belirtilmektedir (Billington vd., 2015). Her toplumu kendi değerleri içerisinde sınıflandırmak mümkündür (Şişman, 2014, s. 4). Gökalp (1975, s. 27), kültürü hayatların ahenkli mecmuası olarak tanımlar. Kültür her topluma özgüdür (Kafesoğlu, 1997:  16). Bununla beraber kültür kavramıyla ilgili alanyazında birçok araştırma yapılmıştır (Güvenç, 1984; Tural, 1988; Turhan, 1997; Kağıtçıbaşı, 2000; Bock, 2001; Hofstede, 2001; Kağıtçıbaşı, 2000; Kottak, 2001; Haviland, 2002; Emiroğlu ve Aydın, 2003; Smith, 2005; Çukur, 2007, Beşirli, 2010; Ünlü, 2012; Erkenekli, 2013; Okur, 2013; Göktolga ve Gündoğmuş, 2015; Uygur, 2018). Bu araştırmalarda kültürün tanımından yola çıkarak insan hayatındaki öneminden bahsedilmiştir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 15 - 29 dakika)

bamsi beyrek0222Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin zenginliği pek çok bilimsel araştırmaya fırsat vermiştir. Eserin çeşitli yönlerini ele alan, ortaya koyan binlerce değerli çalışma mevcuttur. Az sözle çok şey anlatmanın en güzel örneklerinden olan Dede Korkut hikâyelerinde sözlü dönemin yoğun anlatım gereksinimini karşılayan bir yapı görülür. Bu yapı, katmanlardan oluşması yönüyle Hartmann’ın yeni ontolojisindeki varlık kategorileriyle benzerlik gösterir. Çünkü tüm varlık tabakalarını bünyesinde barındıran tek varlık “insan”dır. Dolayısıyla insan yaratımı olan hemen her üründe bu tabakaların bulunduğu görülür. Dede Korkut Oğuznamelerinde kişilere “ad verme” geleneğine yapılan vurgu, adların rastgele seçilmediğini göstermektedir. Bu çalışmada Bamsı Beyrek Boyunda yer alan bazı kişi adları ontolojik katmanlar açısından incelenmiştir. İncelenen kişi adlarının anlamsal olarak tabakalı bir yapıya sahip olduğu ve her farklı bağlamda yeni bir tabakayla yeni bir anlam kazandığı görülmüştür.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 12 - 23 dakika)
  • tarik bugra sinema1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ

İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan tablet veya yazıtları gösterebiliriz. Birçok medeniyetin günümüze kadar gelmesinde bu yapıtların kuşkusuz önemli katkıları olmuştur. İlk edebi yapıtlar olarak niteleyebileceğimiz ve edebiyat çerçevesinde değerlendirilmeleri de mümkün olan bu yapıtlar aynı zamanda edebiyatın etki gücünü kanıtlar niteliktedir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 9 - 18 dakika)

emine isinsu ayse kulinBalkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla yıkılmıştır. Osmanlı’mn fiilen yıkılışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen, günümüzde hala Kuzey Afrika, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlarda huzur ve güven ortamı bir türlü sağlanamamıştır. Bazı sağduyulu yerli ve yabancı çevreler, farklı etnik toplulukları, uzun yıllar barış içinde bir arada tutan OsmanlIların, bu konuda başarılı oldukları kanaatindedirler.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 18 - 35 dakika)

sevinc cokum 1221Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı ve bu dünya karşısında ferdin kimlik ve varolma mücadelesini işler. Bu çalışmada yazarın değinilen meseleleri eserlerine ne şekilde ve ne oranda yansıttığını tesbit etmek ve bu tesbit üzerinde bir tahlilde bulunmak amaçlanmıştır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 19 - 37 dakika)

yahya kemal poprtreleriYahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz, şiiriyle sınırlı değildir; şahsiyetinin ve düşüncelerinin de ayrıca önemli ve etkili olduğu anlaşılmaktadır. Bunun en önemli göstergesi, hakkında yazılan birçok kitap ve sayısız yazının yanı sıra, hatıra ve portre türünde yazılmış çeşitli eserlerde kendisine yer verilmiş olmasıdır. Edebiyatımızda, Yahya Kemal portrelerinin yıllar ilerledikçe nitelik ve nicelik bakımından artan anlatımlarla, nasıl değiştiğini, geliştiğini ve tamamlandığını görmek için bu eserlerde şair hakkında yapılan yorumların, dile getirilen düşüncelerin, bir bütün olarak incelenmesi gerekmektedir. Bu aynı zamanda ortak görüşleri dikkate alarak, ortak bir Yahya Kemal portresine ulaşmamızı da sağlayacaktır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

satuk bugra hanBüyük Türk Imparatorlugunu, 840 yilindan itibaren devralmaga baslayan Karahanlilarin 1212 (1240) yillarina kadar devam eden hanedanligi esnasinda en önemli ve muhakkak ki dünya tarihinin seyrini degistiren büyük hadise Türklerin Islam dinini kabul etmis olmasidir. 940 yili civarinda Karahanli hükümdari Satuk Bugra Han zamaninda vuku bulan bbu dünya çapindaki hadise, dünya üzerindeki büyük tesiri dercesinde Karahanlilar arasinda da destani bir havaya bürünmüs ve Satuk Bugra Han etrafina gelisen bir destan meydana gelmistir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 9 - 17 dakika)

salur kazanYağız al atını çektirdi, sıçrayıp bindi. Alnı beyaz aygırına Dündar bindi. Kazan Bey’in kardeşi Kara Göne bindi. Beyaz büyük cins atım çektirdi. Bayındır Han’ın düşmanı yenen Şîr Şemseddin bindi. Parasarın Bayburt Hisarı’ ndan fırlayıp uçan Beyrek boz aygırına bindi. Yağız al atlı Kazan’a keşiş diyen Bey Yigene doru aygırına bindi. Saymağa kalksam tükense olmaz, kudretli Oğuz beyleri bindi, Ala Dağa alaca asker ava çıktı.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN fintenFinten, Kanadalı güzel bir kadındır. Avustralya’da yaşayan Cross adında yaşlı; fakat çok zengin bir adamın karısıdır. Genç Finten, asıl sayılmadığı için Londra sosyetesi arasında bulunamamaktadır. Sevgilisi Lord Dick’le evlenirse bu amacına erişecektir. Bunun için, Hintli uşağı ve âşığı Davalaciro’yu ihtiyar kocasını öldürtmek üzere Avustralya’ya gönderir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)

oguz kaganOğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek yazma nüshadır.

Bu nüsha Rıza Nur tarafından keşfedilmiş, ilmi olarak W. Bang ve R. R. Arat tarafından önce Almanca olarak basılmış (1932), daha sonra bu eser Türkçe olarak Oğuz Kağan Destanı (İstanbul 1936) adı ile yayınlanmıştır. Muharrem Ergin aynı eseri Milli Eğitim Bakanlığı’nın çıkardığı 1000 Temel Eser serisinde yeni bir şekilde neşretmiştir. Biz burada, incelememizde onu esas alacağız.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
‘ah, güzdür, güzdür o, bulanık defter!’ (Hilmi Yavuz) Rüzgârı yazmak. Burada, şimdi, oturmuş rüzgârı yazmaya çalışıyorum. Yaz’dır, beyaz evlerin ötesinde mandalina ağaçları ve...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech