Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech

Prof.Dr.Hilmi ÖZDEN

Prof.DR. Hilmi ÖZDEN

(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)
hali dokuma
hali dokuma
Köy hayatını yaşayanlarımızın çoğu “ıstar (mazman) tezgahında” dokunan nice halının ve kilimin üzerindeki desenleri bilirler. Bu desenler (motifler) sıradan işlenmiş, yahut günü birlik yakıştırılmış alı al moru mor renk cümbüşü değildir. Bunlar belki de bir tarihçinin bize anlatamayacağı, bir devletin yüzyıllarca görevlilere tutdurduğu salnamelerinde (yıllıklarında) bile bulunamayacak; mütevâzi  ve o denli de güçlü mazimizin tapu senetleridir. Maalesef çoğu kültür tarihçimizin dikkatlerinden kaçan bu zengin hazinemizde; analarımızdan, dağlar gibi nenelerimizden gelen bir miras vardır. Bu yazımızın önemli alıntılarını Neriman Görgünay Kırzıoğlu’nun, “Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyasında Ortak Yanışlar (Motifler)” isimli muhteşem eserinden yapacağız.
Read more HALI'DAKİ VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

bozkurtlu dag

bozkurtlu dag
"Muhammed Hüseyin Şehriyâr [Tebriz, 1904 - Tahran, 18 Eylül 1988]; Bu büyük şairin ismini çoğumuz duymuş, anamızın ak sütü gibi Türkçe şiirlerini okumuştur. Güney Azerbaycan’ın bu ünlü şairi “Haydar Baba’ya Selam şiirini” yazdığında(1951-1954 yılları arasında)  kısa zamanda Kuzey Azerbaycan, Türkiye ve Irak Türkleri arasında da yayılarak büyük etkilere yol açmıştır.

“Gençlik döneminden olgunluk yıllarına kadar sadece Farsça şiirler yazan Şehriyâr Farsça şiir­leri ile kısa zamanda üne kavuşmuş ve “Çağın Hafız'ı” olarak anılmağa başlanmıştı. Anasının zarif bir uyarısı ile Türkçe olarak “Heyder Baba'ya Selâm” şiirini yazmağa başladı. Heyder Baba, eteklerinde Şehriyâr'ın çocukluk yıllarını geçirdiği Hoşgenab köyünün de yer aldığı Güney Azerbaycan'ın Tebriz şehri yakınlarındaki bir dağdır. Heyder Baba'ya Selâm şiiri Azeri Türkçesi'nde ve hece vezniyle yazılmıştır.Şehriyâr bu şiirinde çocukluğunun güzel dünyasını sade bir dille canlı bir tarzda dile getirmektedir. Şehriyâr bu dağa hitab eder tarzda yazdığı "Heyder Baba'ya Selâm şiiriyle dağın-taşın-toprağın tek kelimeyle coğrafyanın nasıl "vatan"laştırıldığının güzel ve görkemli bir örneğini gözler önüne sermiştir.”

Read more DAĞDAKİ VATAN - 2 Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

bozkurtlu dag

bozkurtlu dag
Türk’ün  mührü; Tanrı dağlarından, Kafkas dağlarına, Kafkaslardan  Allahuekber dağına, Süphan dağına kısaca ; Sarı denizden Akdenize Tuna boylarına Alplerin Tepelerine kadar ilmek ilmek, nakış nakış işlenmiştir. Her dağın Türklerde bir kutsallığı, hatırası ve destanı vardır. Ergenekon; kah Altay'larda kah Kafkas'lardadır. Türkistan’dan Balkanlara kadar dağların hatıraları uzar gider. Dede korkutta , Altay destanlarında, Nart destanlarında dağların Türkün şahsiyetindeki rolü Vatan oluşu unutulamaz. Dağ; Türk’ün bazen annesi, bazen dayısı, bazen de tüm kutsallığın temsilcisi olur. Türk; dağla akrabadır. Türk; bütün kainatla akrabadır. Irmakla, ovayla kurtla, kartalla, vd. ile bütünleşmiştir.

Read more DAĞDAKİ VATAN - 1 Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)

bayrak

bayrak
“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Read more BAYRAK'TAKİ VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
istanbulsehri
istanbulsehri
Şehrin ve onun ifade ettiği medeniyetin; Vatanımızın kimliğindeki önemini en güzel Yahya Kemal’in mısralarında buluruz. Tanpınar’ın “Beş Şehir” isimli eseri ile Ahmet Turan Alkan’ın “Altıncı şehir’de” bize şehirlerimizin hüviyet ve hatırasını tattıran eserlerdir.
Yahya Kemal’in gözünde İstanbul nasıl ? bir Vatan şehridir.
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurtul
 Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görülür dünyâda,
 Lâkin efsunlu güzellikleri sensin  yaratan.
 Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyâda
Sende çok yıl yaşayan,  sende ölen, sende yatan.
Read more ŞEHİRDEKİ VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

toprakveinsan

toprakveinsan
İnsanın yaradılış destanlarında ve kutsal metinlerde daima toprak ve insanın birlikteliğine vurgu yapılmıştır. Bu birliktelik insanların hafızasına“TOPRAK ANA” figürünü yerleştirmiştir. “ANA VATAN” ve “TOPRAK ANA” daima birbirini çağrıştırmış iki ebedi kavramdır. İnsanlık  özellikle de Türk Milleti bu iki değeri daima yüreklerinde taşımışlardır. Günümüzde ağaçlarımızı kese kese ormanlarımızı yaka yaka erozyonla kaybettiğimiz vatan toprağına sözde nice vatansever(!) ilgisiz ve bilgisiz kalmaktadır. Eski Türk destanlarında ise bir karış Vatan toprağının savaş nedeni olduğunuzu görürüz.. Oğuz Handan atı, Kayı beyinin nişanlısı olan kız kardeşi; gelin olarak Çin imparatoru tarafından istendiğinde vermiş fakat çorak bir yurt arazisi istendiğinde ise Çin İmparatorluğuna savaş açmıştır. Savaş sonunda hem Kayı beyinin nişanlısı kurtarılmış hem de Çin İmparatorluğu büyük bir yenilgiye uğratılmıştır.

Read more TOPRAK'TAKİ VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)

turkkadini

turkkadini
Çanakkale Savaşında Almanya ve Yeni Zelanda arşivlerinde Çanakkale savaşlarına katılan askerlerin mektup ve günlüklerinde “keskin Türk kadın nişancıları” anlatılmaktadır. Avustralyalı piyade er J.D. Davies, savaş sırasında annesine yazdığı mektupta keskin nişancı Türk kadınlarıyla ilgili şu satırları yazmıştır:

“Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel yapılı tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı. Genç kızın bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı. Bu savaş korkutucu.”

Read more TÜRK KADINI'NDA VATAN -2 Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

su

su
Su insanların ve insanların yaşadığı her mekanın ihtiyacıdır. İnsanın hem dünü hem bugünü hem de yarını ona bağlıdır. Enbiya Suresi 30. ayeti kerime de “ Gök ve yer bir birine yapışık iken biz onları bir birinden ayırdık. Ve Her Canlı şeyi Sudan yarattık. O inkar edenler inanmıyorlar mı?” buyrulmaktadır.  Yine Furkan suresi 54.ayet-i kerimede “ Ve sudan insan yaratan O’dur.” ifadesi ile su ile insanın akrabalığının evveliyeti ifade edilmektedir. Adeta Su insanın vucudundaki vatanıdır.Bilim dünyası  insan vucudunun %70-90’nın su olduğunu söylerler. Susuz bir yerde bu vucud ne barınabilir, ne doyabilir, ne de durabilir.

            İnsanlar bir yerde su varsa orayı vatan kılarlar. Çöl olsa bile orada kuyular  açarlar suya yine kavuşurlar. Susuzluk sarsıcı ve yok edici hale gelmeye başlarsa çorak, susuz topraklar terk edilir.

Read more SUDAKİ VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

turkkadini copy

turkkadini copy
Türk kadınının tarihte “Vatan” için yaptıklarını anlatmak; değil bu sayfalara kütüphanelere sığmaz. Onlar; Türk’ün “hârim-i ismet” ine* el değdirtmemiş kahramanlardır.1877-1878 Türk-Rus Savaşı esnasında, Nene Hatun’un Erzurum’daki Aziziye Tabyası’na hücumu destansı bir hadisedir. 1877 yılında,Osmanlı vatandaşı olan ermeni çeteleri Erzurum Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini uykuda yakalayıp kılıçtan geçirdiler. Bu sırada arkadan gelen Rus askerleri ise hiçbir zorlukla karşılaşmadan tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulan bir er haberi Erzurumlulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra "Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi" şeklinde minârelerden Erzurum halkına haber verildi. Bu haberin ardından halkdan silahı olan silahını, olmayanlar ise balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladılar. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan Nene Hatun da vardı. Ağabeyi Hasan bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti . Nene Hatun üç aylık bebeğini emzirdikten sonra, "Seni bana Allah verdi. Ben de Ona emânet ediyorum." diyerek vedâlaştıktan sonra bir kaç saat önce ölen ağabeyinin tüfeğini alarak sokağa fırlamıştı.

Read more TÜRK KADINI'NDA VATAN Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

turku

turku
“Bin dokuz yüzlü yılların başı. Türk tarihinin hüzün dolu yılları da denilebilir bu yıllara... Koskoca imparatorluk çökmüş ve onun düşmanları en iyi payı alabilmek için hiç zaman kaybetmeden, bütün güçleriyle saldırıya geçmişler. Türk insanının elinde avucunda kala kala küçük Anadolu toprak­ları kalmış. Fakat düşman ona da razı olmamış. "Türklerin elinde hiçbir şey kalmamalı. Onların yeri Asya bozkırları. Türkleri oraya sürmeliyiz." düşün­cesiyle acımasızca saldırmışlar. Yemen'de, Kafkaslar'da, Cezayir'de, Sina Çölleri'nde şahadet şerbeti içen kocalarına, çocuklarına, kardeşlerine nispet, sıra Anadolu topraklarına gelince kadınlar, kızlar cepheye koşmuş. Düşma­na iman dolu göğsünü siper etmiş... Dünyanın en gelişmiş silahlarıyla dona­tılmış düşman orduları Anadolu şehirlerini bir bir işgal ediyordu. İşte bu işgallerden birisi de Antep'de yaşanıyordu. Kahraman Türk insanı bu haksız işgallere karşı göğsünü siper ediyordu. Bu kahramanlardan biri de Antep'i, bir köprü  başında ölümüne savunan Şahin Bey'di. Anadolu'nun diğer şehir­lerinde nice adı bilinmedik Şahin Beyler, bu topraklar uğruna canlarını feda etmedi mi?

Read more TÜRKÜDEKİ VATAN - 2 Yorum yaz (0 Yorumlar)
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech