Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

 caglar otesi yunusemre

caglar otesi yunusemre
Fuat Köprülü, Yunus Emre’nin sanatında iki unsurun varlığına işaret eder. Bunlar;  ahlaki-sufiyane esası veren  İslâmi unsur ve lisan, eda, şekil  ve vezin itibarıyla  oluşturulan  milli unsurdur. Bu iki unsur, Yunus Emre’nin şahsiyetinde  birbiriyle kaynaşmış tır. Onun meydana getirdiği bu yeni sanat  şekli, şekil ve zevk itibarıyla tamamemn Türk’tür.

   Köprülü’nün ‘’Yunus Tarzı’’ olarak nitelendirdiği  bu edebi yol, onun yaşadığı  dönemden günümüze kadar aralıksız  olarak sürüp gelmektedir. Çağları aşarak yeni zamanlara da ulaşacaktır. Onun tarzına, şiirine, şiirinin içeriğini, edebi zevkine bakarak bir ‘’Yunus Emre Edebi Çığırı’’ ın varlığından söz edebiliriz. Zira onun takipçileri, yukarıda iki asli unsuru ifade edilen  nitelikler üzerinden yeni eserler ortaya koymuşlardır.Yunus Emre’nin tesiri, yoğun olarak tekke ve âşık edebiyatında görülmekle  birlikte Türk edebiyatının bütün akım ve dönemlerinde farklı, hatta karşıt görüşlü yazar ve şairlerin eserlerinde işlenmiştir. Bu kadar geniş bir düşünce yelpazesinde benimsenen Yunus Emre, kardeşlik, barış, sevgi, hoşgörü  kavramları üzerinden kim ne arıyorsa onu karşılıksız bir şekilde vermesini bilmiştir. Bu durumu bir başka açıdan da açıklamak mümkündür: Yunus Emre’nin çağrısı her dönemde  bütün insanlığın ihtiyacı olan duygu ve düşüncelerin beyanı durumundadır. Mevlana’ın deyişiyle;’’ Susayan suyu , su da susayanı arar.'  Yunus Emre, gönüller yapamaya gelir. Ve gelişiyle birlikte çağrısını da yapar:

‘’Bugün sohbet bizim oldu, bize bizim diyen gelsin
Bu aşk zehrin seve seve içübeni kanan gelsin
Bugün meydan-ı aşk içre, çağırıp bir ün eyledim
Müezzinlik bizim oldu, imam olduk uyan gelsin’’

    Ahmet Yesevi ile Yunus Emre’nin geniş  halk kitleleri ve edipler üzerindeki etkileleri bakımından benzerlikleri dikkat çekmektedir.  Köprülü, her  ikisinin de  büyüklüğü karşısında  hayret hissi duymamanın mümkün olmadığını vurgular. Her iki ulu insan da Türk kültür ve medeniyetinde derin izler bırakmışlardır. Onların nüfuzu, günümüzde bütün ağırlığıyla manevi olarak devam etmektedir. Her ikisinin eserleri, Türk kültür ve medeniyetinin kaynaklarından olma özelliğindedir. Onlar, bütün insanlığa seslenen çağrılarıyla Türklüğün dünyaya açılan pencereleridir.

    Yunus Emre, hayatıyla tarihi bir kişilik, düşünce eserleriyle ise yaşayan bir uludur. Günümüz insanın ondan alacağı cevherle sorunları aşması, kaostan kosmosa kavuşması çaresizliklerin çözümü olacaktır.

     Günümüzde birbirine bağırarak, öfke ve kinle bakan bir toplum halinde bulunmak, içinde ülkesi, milleti ve bütün insanlık için kaygı taşıyanları derin üzüntülere gark etmektedir. Yunus Emre, büyük bir ahlakçı olarak sevgi pınarının suyunu karşılık beklemeden vermektedir. Onun gönül zenginliğinden pay almak, hisse kapmak  pek çok sorunun halledilmesine vesile olacaktır. İyilik, doğruluk, güzellik sevginin paylaşılmasından doğar. Kötülük, çirkinlik, yalancılık insana yakışmayan vasıflardır. İnsana olmaya yakışan tavır ve davranışlar sevgiden geçer. Onun öğretisinden eğitimcilerin, anne-babaların ve yöneticilerin alacağı çok hisse vardır. Bunları hayatın içine dahil etmek, tutum ve davranış biçiminde yaşamak gerekmektedir. Yoksa biribirini anlamayan, dinlemeyen ve sevmeyen bir topluluğun sonu hayırlı olmayacaktır.

      Yunus Emre, Türk milletinin ortak bir değeri olarak düşünceleriyle bütünleştirici ve birleştiricidir. Bu bakımdan Yunus Emre öğretisinin özellikle gençlere iyi tanıtılması ve anlatılması milletin geleceği açısından mühimdir. Onun bütün insanlığa da yaptığı bir çağrı, verdiği bir mesaj vardır. ‘’Kamu âlem, cümle yaratılmış, yetmiş iki millet, yetmiş iki dil, yaratılmışları sevmek, Dört Kitap’’ sözleri bütün insanlığı içine almaktadır.

      Yunus Emre’yi  yeniden okumak, gençlerimize tanıtmak, mesaj ve çağrısını bütün insanlığa ulaştırmak milli bir görev olsa gerektir.

Comments powered by CComment

Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Bireyi kendilik hissiyle yakınlaştıran/ uzaklaştıran olgular dizgesi, toplumsal sorumluluklar ve ihtiyaçların bir-biriyle olan uyumu/çatışmasıyla doğru orantılıdır. Bireyi...
Yoksa başlığa gene “Oğuz Uykusu” mu demeliydim… Son yıllarda bâzı muhâfazakâr çevrelerde gittikçe genişleyen bir Mevlânâ aleyhtarlığı gözlüyorum. Esâsen bu üzüntü verici durumu...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Ağaç mıyım, ağaçtan düşen yaprak mı? Dallarım dik mi duruyor tüm rüzgâra, soğuğa karşı Yoksa en ufak üfleyişte sarkıtıyor muyum dallarımı yerin bin kat dibine? Neyim ben? Gül...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Romancılık ve tarihçilik farklı şeyler tabi. Romanı deneyen tarihçiler var, ama her tarihçi roman yazamaz, romancı da tarih yazamaz. Tarihi malzeme olarak kullanmak farklı bir...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Anı ana ekleyip, hâlden hâle geçmek: değişmek. Ne geçmişte ne de gelecekte, değişim şimdide. İbn Sina üç şimdinin içinde birden yaşar: Geçmişin şimdisi; şimdinin şimdisi;...