Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%
yasayan yunus emre ‘’Her nefis ölümü tadacaktır.’’mealindeki ayet, Kur’an-ı Kerim üç suresinde geçmektedir. Tefsirlerde; ‘’ruh ve bedenin ayrı varlıklar olduğu, bedenin ölümlü, ruhun ise ölümsüzlüğü ifade edilmektedir. Diri ve bâki olan ruh, bedenin ölümünü tadacaktır. Ruhun ölümsüzlüğü, ahiretin var olduğuna işarettir.’’ denilmektedir. Yunus Emre, bu ayeti şiirine yansıtır: ‘’ Ten fanidir can ölmez, çün gitti geri gelmez ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil .’’
    Ölüm; insanın çaresizliği, korkusu ve duygusallığıdır. Bu duygu arkada kalanlar içindir.
Doğum ve ölüm hayatın bir gerçeğidir. Ölüm,  her canlının başına gelecektir.
Tasavvufta ölüm; Allah’a dönüştür, sevgiliye kavuşmadır.
Mevlana; ‘’Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneş ve aya batmadan ne ziyan gelir.’’ Diyerek ölüm gerçeğini dile getirmiştir. Ölüm bir “batma” gibi görünse de o aslında doğmaya hazırlıktır, yeniden doğuştur, can’ın hapisten kurtuluşudur.
Ölüm, şeb-i arus’tur Mevlana’da. Mevlana, ah-vah istemez ölümüne, ağlayış istemez. Mezarı ariflerin gönlündedir.
Yunus Emre ölümü, kendi özüne dönmek kabul eder. Ona göre can bir emanettir. Ölüm âşıkların nur-ı ilahisidir. O, âşıkların ölümsüzlüğüne inanır.
‘’Kogıl ölüm endişesin, âşıklar ölmez bakidir.
Ölüm âşık’ın nesidir, çünkinûr-ı ilahidir. 
Ey yarenler, ey kardeşler, ecel ere ölem bir gün
İşlerime pişman olup kend’özüme dönem bir gün.
Emaneti senden ala, gödeni kuru baş sala
Veballer boynunda kala, nefsin ura gülbengini’’
    Yunus Emre, şiirlerinde ölüm konusunu da sıkça işlemiştir. Ona göre ölüm, Tanrı’dan yan gel çağrısıyla başlar. ‘’Yunus beşaret sana, gel derler dosttan yana’’ Bu yüzden insan, ölümden endişelenmemelidir, çünkü âşıklar bâki kalacaklardır.
   Ölüm, yükselmektir, uçmaktır, uçmağa varmaktır. Canın bedenden ayrılması, ruhun göğe ağmasıdır. Dünya gelimli-gidimlidir, son ucu ölümlüdür.
     Yunus Emre, ölümü yeni bir başlangıç olarak görür. Ölüm, bir son, bir bitiş, bir yok oluş değildir. Denenmesi mümkün olmayan ölüm, ebediliğe giriş, fanilikten bâkiliğe bir geçiştir. Bu dünya insan için bir gurbet yurdudur, asıl vatan  ‘’dost’’ yanıdır. Ölümsüzlüğün sırrına erenler de ‘’dost’’a âşık olandır. İşte Yunus Emre’nin sözü bu düşüncesinin bir açıklamasıdır; ‘’ Ağla gözüm ağla, gülmezem gayrı,Gönül dosta gider, gelmezem gayrı/Ne gam bunda bana bin kez ölürsem/Orda ölüm olmaz, ölmezem gayrı’’
  Âşıkların ‘mana eri’ olduğunu söyleyen Yunus Emre, onların beden ölümden sonra ruh ölümsüzlüğene kavuştularını dile getirir: 
‘’Mana eri bu yolda melul olası değil
  Mana duyan gönüller, her giz ölesi değil’’
   Bir başka şirinde Yunus Emre; ‘’ Aşık öldü deyu sala verirler
                                                       Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez’’ sözleriyle âşıkların ölümsüzlüğünü belirtir.
  Yunus Emre takipçilerinden Kaygusuz Abdal da ‘’mana’’ kavramını aynı anlamda kullanır:
‘’ Bu adem dedikleri
  El ayakla baş değil
  Adem manaya derler
    Suret ile kaş değil’’ 
   Yunus Emre’yi her okuyuşta yeni metaforlar, kavramlar, tamlamalarla karşılaşmamız mümükündür. ‘Mana eri’ tamlaması da bunlardan biridir. Bununla birlikte Türk kültüründe, ‘’gönül eri, erdem eri’’ kavramlarının da bulunması milletçe önem verilen değerleri öne çıkarır.
‘’Gönül eri, baş üzerindedir yeri’’ anlayışı izahını Yunus Emre’de bulur
‘’Gönül eri bilir gönül haberin
  Kamu gönüllerin içinde vârın’’ Gönül haberlerini gönül eri bilir, bütün gönüllerin içindeki var olanları da onlar anlar.
     Yunus Emre, aşk ulusudur. Aşk, onun dilinde sonsuzluk, ölümsüzlük, bâkilik, ebedilik âlemidir, Tanrı’yı karşılıksız, hesapsız, çıkarsız sevmenin adıdır.
‘’İşitin ey yârenler
Kıymetli nesnedir aşk
Değmelere bitinmez
Hürmetli nesnedir aşk’’
   Sonsuzluk, ölümsüzlük, bâkilik, ebedilik düşüncesine inanlar, geçmişten geleceğin sınırsızlığına eserler bırakırlar. O eserler; 13. Asırdan 21. Asra oradan da ebediyete intikal ederler. Çünkü ulu kişilerin ruhaniyetleri bizimledir. Onlar, sözleriyle içimizde, davranış ve tutumlarımızdadır.
‘’Bu dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun
Ecel hüke belimizi, söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi soranlara selam olsun
Tenim ortaya açıla, yakasız gömlek biçile
Bizi bir asan vech ile yuyanlara selam olsun
Sala vere kasdınııza, gider olduk dostuınuza
Namaz için üstüınüze, duranlara selam olsun
Derviş Yunus söyler sözü, yaş doludur iki gözü
Bilmeyenler bilsin hizi, bilenlere selam olsun’’
   Yunus Emre, selamına sevgi, aşk, dostluk, kardeşlik… duygularıyla karşılık verenlere de bizden selam olsun.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech