Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

yunusemrenin mirasi Millet hayatında iz bırakmış uluların hayat ve eserleri milletin hafızasında yer bulan hem miras hem de emanettir. Devlet adamları ve düşünce insanlarının  yaptıkları eylem ve söyledikleri sözler, tarihi süreç içinde devam edegelen milli hayatın içerisinde nesilden nesile aktarılır. Milletin yaşayan fertleri konuya milli miras, milli emanet olarak  bakarlar. Zira o sözler ve eylemler tarih içinden süzülüp  damıtılan  en değerli armağan olarak kabul edilir. Göktürk Yazıtları, Ahmet Yesevi Hikmetleri gibi Türk milletine yön veren  eserleri birer miras ve emenet olarak görmek gerekir.

   Miras, ölenin hısımlarına  veya kanunen verilmesi gereken  kimseye bıraktığı mal, mülk, para anlamındadır. Aynı zamanda veraset kavramıylada ilişkili olan miras: ‘temel; birinin diğerinden devraldığı eski durum, bakiye’ ve ‘bir şeyin bir kişi veya topluluktan diğerine geçmesi, başkasından kalan, tevarüs edilen şey’ anlamında da kullanılır.

  Emanet ise;  ‘emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse’ ve  ‘güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak tevdi edilen şey’ karşılığında ifade edilektedir.

   Miras ve emanet açıklamaya çalıştığımız anlamlarla birlikte, kişiye ait olmaktan çıkarak bütün bir toplumu da kapsayacak biçimde  daha geniş anlamları ihtiva eder. Böylece miras ve emanet ulu kişilerin milli beka için bıraktıkları vasiyet niteliği taşır. Vasiyet; ‘ bir başkasından kişinin hayatında veya ölümünden sonra bir şey yapmasını istemek’tir. Yaygın anlamı ise, ‘’ölüm sonrası, yakınlardan istenen şeylerdir.’

      Kelimeler, kavramlar seslerin rastgele öbekleştikleri anlamsız birliktelikler değildir.Her kelime ve kavram tarihi özelliğinin yanında kök kültürün değer kodlarını da bünyesinde taşır.

     Yazının başlığı her ne kadar miras ise de emanet ve vasiyet kavramlarını birlikte kullanmak konuya daha büyük bir alan açmaktadır.

    İdari, siyasi ve askeri alanlarda yaptıkları işlerle millet içinde yücelmiş şahsiyetlerle beraber,  bilim, düşünce  ve sanat sahasında da milli ve evrensel değerleri işleyerek varlıklarıyla ululuk kazanan kişiler insanlığın ortak mirasıdır.  Onların söz ve eylemleri dünyayı güzelleştirmek, sevgi ve hoşgörüyü yeniden kurmak içindir.

   Yunus Emre’nin  Divan ve Risaletü'n Nushiye adlı eserleri Türk milletinden yükselip  bütün insanlığı da içine alan kutlu birer mirastır. Bu miras;, onun sözleri,  yaşadığı kültürel ortamı ve efsaneleşmiş hayatından doğmaktadır. Onun sözü, ‘yetmiş iki millete bir gözle bakmaktan geçer.’ Bu sevgi ve hoşgörü bakışı, Yaradan emridir. Zira bütün yaratılmışlar Yaradan’dan ötürü sevilir. Yunus Emre’nin insanlık için düşündüğü hedef, kaynağını Tanrı aşkından alan bir sevgi dünyası kurmaktır. ‘Sevelim sevilelim’ sözünün ön şartı ve dışlayıcı bir yönü bulunmamaktadır. Onun inandığı bütün değer ve kutsallıkları Türkçe olarak ifade etmesi milli varlığımız bakımından ne kadar önem arz ediyorsa sözünün muhtevası da insanlığa seslenen büyük bir çağrıdır.

    Yunus Emre’nin çağrısı, bütün zamanların üstünde söylenmiş  insanlığın her zaman ihtiyaç duyduğu huzur ve güvenin tesis edilmesiyle ilgilidir. Sevginin devam etmesinden, gönüllere hâkim olmasından asla uslanılmaz. Sevgi her dem yeniden doğan güneştir.

   Yunus Emre, bencillikten kurtulup iyi, güzel ve doğruya yönelmenin insanlık açısından mühim bir husus olğunu kendi nefsinden hareketle belirtir:



 Her kim bana düşman ise,Hak Tanrı yâr olsun ona.

 Her nereye varır ise, bağ ü bahâr olsun ona.

 Bana ağu sunan kişi, bâl ü şeker olsun aşı,

Gelsin kolay cümle işi, eli erer olsun ona.

Önümce kuyu kazanı, Hak tahtın ağdırsın ânı.

Ardımca taşlar atana, güller nisar olsun ona.

Acı dirliğim isteyen, tatlı dirilsin dünyada.

Kim ölümüm ister ise, bin yıl ömür versin ona.

 Her kim diler ben hâr olam,düşman elinde zâr olam,

Dostları şâd ve düşmanı, ağyârı dost olsun ona. 

Her kim diler ise benim o dostumdan ayrıldığım,

Gözlerinden hicap gitsin, didâr ayân olsun ona. 

Miskin Yûnus şu dünyada güldüğümü istemeyen

Ağladığım isteyene, gözüm pınar olsun ona...

   Yunus Emre’yi sevmek, onun yolunu yol bilmektir. Gönülden kopup sevgiyle bağlanmaktır onun ülküsüne. Türk milletin fertleri Yunus Emre mirasının  doğal varisleridir. Onun mirası, emaneti ve vasiyeti hepimizin üzerindedir.Türk medeniyetinin vaz ettiği barış, sevgi ve hoşgörü  Yunus Emre’nin kapısının eşiğindedir.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech