Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

yunusemre nin ogutleri Risalet’ün Nushiyye, Yunus Emre`nin ruh, nefis, kanaat, gazap, sabır, haset, cimrilik, akıl gibi konuların işlendiği, mesnevi nazım şekli ve aruz ölçüsüyle yazılan önemli eseridir. ‘’Öğütler Kitabı’’anlamı taşıyan eser, 1307 yılında yazılmış ve 573 beyitten oluşmaktadır.

Girişi besmeleyle başlayan eser, şu beyitlerle devam eder:

‘’Padişah’ın hikmeti gör neyledi; 

Ateş, su, toprak ve yele söyledi. 

Getirdi toprağı çekip besmele,

 Kendi de hazırdı orda heybetle. 

Toprakla sudan yaratıp bir cisim,

 Verdi bu cisme Âdem diye isim!

 Sonra rüzgâr gelip kuruttu onu,

 Âdem’in cismi ondandır, bil bunu!

 En son ateş gelerek ısıttı onu,

 Isınınca girdi bedene canı. ‘’ 

      Burada anasır-ı erbaa (dört unsur)’dan söz edilmektedir. Anâsır-ı erbaa felsefî bir terimdir. Yaşanılan âlemde var olan nesnelerin asılları olarak farz edilen ateş, su, hava ve topraktır. Bu terim, felsefe tarihi içerisinde çeşitli teorilerin kalkış noktası olmuştur.

    Kitapta bireyin nefsi ile başa çıkabilmesi için yaptığı mücadele anlatılır. İnsan için imtihan yeri olan bu dünya geçicidir. İnsan, nefsi ile mücadele ederek  insan-ı kâmil  olabilir. Nefis terbiyesi, İslâm inancı çerçevesinde ele alınmıştır. Yunus Emre, insanları kendi  iç yolcululuğuna çıkmaya davet etmiştir. Nefsin tuzaklarıyla başa çıkmak ancak kötü huylarla mücadele edilerek kazanılır. İhtiras, kin, öfke, cimrilik, hasetlik, hor görme, aşağılama yerine kanaatkâr olmak, sevgi ve sabırla davranmak, yardımlaşma ve cömertliği benimsemek, eşitlik ve hoşgörüyü savunmak Yunus Emre’nin öğütlerindendir. Bu ilkeler aynı zamanda Türk milletinin töresinde yer alan ve çağlardan aşıp gelen insani değerlerdendir.

   Yunus Emre, Öğütler Kitabı’nda aklı şöyle tanımlar: ‘’ Akıl Padişahının kadimliği ışığındandır. Akıl da üç türlüdür: Biri akl-ı ma’âştır, dünya hayatının dirlik ve düzenini bildirir. Biri akl-ı ma’âdtır âhiret ahvalini bildirir. Birisi de akl-ı küllîdir, yüce Allah’ın marifetini bildirir. Padişah'ın hidayet nurundan olan iman üç türlüdür: Biri ilmelyakîn, biri aynelyakîn, biri de Hakkelyakîndir. İlmelyakîn olan imanın yeri akıl, aynelyakîn olan imanın yeri gönül ve Hakkelyakîn olan imanın yeri de candır. Canla gelen iman canla gider.’’

  Yunus Emre, insanlığa kalıcı değerleri öğütlemiş, ‘’insan’’ olmanın zorlu yollarından geçerek mutluğa ulaşmaya çağrı yapmıştır. Onu 700 yıllık bir dönemde kalıcı kılan ve daha ötelere taşıyacak olan bu kavramlardır.

    Yunus Emre’nin Divan’ı tanınmakta, Risalet’ün Nushiyye adlı eseri ise yeterince bilinmemektedir. Halbuki Risalet’ün Nushiyye, Divan’ın bir noktada açıklaması olarak kabul edilebilir. Bu bakımdan Yunus Emre, aynı zamanda bu eserinden de takip edilmelidir. Türk insanı gönül dünyasını bu tür eserlerle donatıp dünyaya seslenmede pencereler, kapılar açabilir. Yunus’un insanları birleştirici, bütünleştirici anlayışı, bütün varlığı Tanrı için sevme görüşünden kaynaklanmaktadır. O, dışa değil içe bakar. Hırka ve taç peşinde olmamayı, gönlü genişletmeyi öğütler.

    Yunus Emre’nin Öğütler Kitabı’ndan sabır konusundaki şiiri hem Türkçe hem de anlam yönünden erginlik ve yetkinliğin doruklarındadır:

Sabır gerek sana her hâl içinde

Sabırsuz kimse kalur kâl içinde

Ki her kimde olursa sabr hâli

Olısar hayr ile anun meâli

Bırak cümle işi kıl sabr u tedbîr

Eren gönlinde olur sabrıla yir

Nebîdür ger velî yol sabra uğrar

Eger sen de varursan sabrıla var

Sabır gözet sabır„azîz olasın

Sabır beklerisen manî bulasın

Sabırsuz kişilerün dirliği ham

Kim sabrıla eyi olur serencâm

Ögüt gerekise sabırdan işit

Onayım dirisen sabrı pişe it

Ne içün kim ola sabır bitürür

Seni ulu saâdete yitürür 

     Sözü, Namık Açıkgöz’den  bir tespitle bağlamak yerinde olur: ‘’Yunus Emre, Türk milletinin, etnik olguyu aşmasında ve insanlık alemine ulaşmasında, en etkili ortak isimdir. Onun şiirini söylediği dil ve bu dille yaratılan edebi kültür, Türk milletinin, ‘’medeniyet kurucu millet ‘’ olma dinamiğinin en önemli birkaç unsurundan biridir. Şayet, Türk milletinin Yunus Emre şiirleri gibi bir ortak metni olmasaydı, ne Fatih Sultan Mehmet olurdu, ne  Süleymaniye, ne Fuzuli ve ne de Itri…’’

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech