Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

Yunsemre isitin ey yarenler2021Yunus Emre Yılı Eskişehir açısından çok büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü Eskişehir’in belirleyici kent kimliğinin başında Yunus Emre gelmektedir. Yunus Emre, sevgi ve hoşgörüsünü, Nasrettin Hoca, derin düşünce ve güler yüzünü, Seyit Battal Gazi, cengaverlik ve kahramanlığını kentin benliğine katmışlardır. Birini diğerinden ayırmanın imkânı yoktur.

       Yunus Emre, Eskişehir’le özdeşleşmiştir. Yunus Emre’nin gönül coğrafyamızda yirminin üzerinde makamı bulunmaktadır. O, Türkçe söyleyen bir düşünür olarak sevgi çiçeklerini her toprağa dağıtmıştır. Her belde halkı; Yunus’u kendinden bilmiş, ‘’Bizim Yunus’’ diyerek gönül evinde ter ayırmıştır. Yunus Emre; insani değerleri, insan sevgisini, dünya barışını şiirlerinde dile getirmiştir. Yunus Emre, diğer düşünürlerimizle beraber Türk’ün hoşgörü ve kardeşlik çağrısını bütün insanlığa duyurmaktadır. Onun öğretisinin merkezinde ‘’insan’’ vardır. Biz bütün insanlığa bu kanaldan sesimizi duyurabiliriz.

        Azerbaycan,  Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya ve Özbekistan’ın destek vermesi sonucunda UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) 2021 yılını “Yunus Emre’nin Vefatının 700. Yıl Dönümü” olarak ilan etmiştir. UNESCO, evrensel öneme sahip şahsiyet veya tarihî olaylara ilişkin anma ve kutlama yıl dönümlerine, iki yılda bir üye devletlerin katılımlarıyla gerçekleştirilen Genel Konferans kararlarıyla belirlenen Yıl Dönümü Programında yer vermektedir. 2021 yılı, Yunus Emre’nin vefatının 700. Yıl Dönümü (1321) münasebetiyle yapılacak etkinlere sahne olacaktır. 

      13.yüzyıl Anadolu’nun gerçek bir aydınlanma dönemidir. Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Ahi Evran ve Yunus Emre  bilge ve ulu kişilikleri ile zorluğun mengenesine sıkıştırılan Anadolu Türk insanına ümit ve müjdeler vererek hem milli birliği kurmuşlar hem de kurtuluşa ulaşmalarına vesile olmuşlardır.

   Yunus Emre, 700 yıldan beri Türk ve dünya insanlarına sevgi, kardeşlik ve hoşgörü konularında bir gönül insanı olarak seslenmektedir. Yunus Emre, “Her dem yeniden doğarız/Bizden kim usanası” sözleri ile yeni ve taze oluşunu korumaktadır. O, yaptıkları, sözleri, şiirleri; dilden dile dolaşmış, gönülleri fethetmiş kendi deyimiyle “gönüller yapmış”, Anadolu’nun en buhranlı dönemlerinde gerek iç karışıklıklar gerekse Moğolların Anadolu’yu yakıp yıktıkları dönemlerde Anadolu insanına moral olmuş manevi destek olmuştur. Anadolu Türkçesini halk gönlünde yaşatmış ve sevdirmiş, sarayın ve medresenin Arapça ve Farsça’yı ön planda tuttuğu bir zamanda,  şiirlerini Türkçe ve yaşayan halk dilinde söylemiş, halkın gönlüne seslenmiştir. Bu derece halk üzerinde etkili olmasına rağmen O; öyle büyük davasının olmadığı, O’nun gayesinin sadece insanlar arasında sevgiyi hâkim kılmak olduğunu ifade etmiştir. Yunus Emre, asırlardan beri Türk milletinin sesi olarak bütün insanlığa hitap etmiş; sevgi, hoşgörü, barış, kardeşlik gibi kalıcı duyguları gönüllere nakış nakış işlenmiştir. Bu bakımdan Yunus Emre, Türk ruhunun bütün insanlığa ve evrene açılan kapısıdır.

 13.yüzyıl Anadolu’nun gerçek bir aydınlanma dönemidir. Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Ahi Evran ve Yunus Emre bilge ve ulu kişilikleri ile zorluğun mengenesine sıkıştırılan Anadolu Türk insanına ümit ve müjdeler vererek hem milli birliği kurmuşlar hem de kurtuluşa ulaşmalarına vesile olmuşlardır. Bunun yanı sıra bütün insanlığı ilgilendiren evrensel değerlere vurgu yapılarak güzellik, iyilik ve doğruluğun akıl ve ruh birlikteliğine vurgu yapılmıştır. Anadolu’nun birinci fetret dönemi diyebileceğimiz 13.Yüzyılın sonu ile 14.Yüzyılın başlarında yaşayan Yunus Emre, bu zaman diliminde pek çok siyasi, askeri, sosyal ve kültürel buhranlara tanıklık etmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti otoritesini kaybetmiş, istilalar, isyanlar ve iskân sorunlarıyla boğuşmaktadır. Moğol istilası bütün acımasızlığıyla sürmekte, Haçlı Seferleri büyük sıkıntılara sebep olmaktadır. Anadolu, gerek doğudan gerekse batıdan sıkıştırılmakta, Babai ve Cimri isyanları ise iç huzur ve asayişi ortadan kaldırmaktadır. 

Öte yandan kıtlık ve yoksulluk had safhada hüküm sürmektedir. Yunus Emre’nin yaşadığı yıllarda Anadolu’nun henüz manevi bütünlüğü kazanılamamış, milli birlik dağılmış, Selçuklu devlet yapısı taht kavgaları sebebiyle temelinden sarsılmış, Moğol orduları her yanı ezip geçmiş, büyük bir kuraklık yurdu kasıp kavurmaktadır. Genç Osmanlı beyliği henüz taze bir fidan olarak boylanmaktadır. Kinin,  mevki ve mansıp ihtirasının at oynattığı, kardeşin kardeşe düşman olduğu o yıllarda Yunus,  sanki insanları bütünleyici, birleştirici, bir potada kaynatıp birbirine kaynaştırıcı unsur olarak gösterilmiş bir Tanrı lütfu, bir Tanrı ihsanı ve armağanı, bir Tanrı rahmetidir.

  O, türlü iç ve dış etkilerle parçalanmış, sükûn ve huzura muhtaç bir yurda, elinde sevgi, dilinde barış reçeteleriyle sevmeyi, sevilmeyi aşılamak, kini yok etmek, sevgiye dayalı bir barış düzeni kurmak için dünyaya gelmiştir

Eskişehir Valiliği; belediyeler, resmi kurum ve kuruluşlar ile bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte, Mayıs ayının ilk haftasını Yunus Emre Haftası olarak yerel etkinliklerle kutlanmaktadır. Ancak bu yıl Kovid-19 salgınından dolayı Yunus Emre Haftasının eski formatında yapılmasının uygun olmayacağı aşikârdır. O halde yapılacak iş, bir an önce UNESCO kararı gereğince dünya çapında yapılacak olan 2021Yunus Emre Yılına odaklanmaktır. Bu, Eskişehir ve ülkemiz açısından büyük mühim bir hadisedir. Yerel yöneticiler daha şimdiden hazırlıklarını tamamlayarak 2021 yılı boyunca yurt içi ve yurt dışı etkinlik programlarını yapmalıdırlar. Eskişehir; üç üniversitesi, yetişmiş insan kalitesi, mevcut edebiyat ve kültür atmosferiyle bunu başaracak imkân ve yeteneğe sahiptir. Yapılacak olan, işbirliğiyle gönülleri birleştirmektir. Bu da ancak devlet organları tarafından sağlanabilir. 

    Biz köşemizdeYunus Emre’nin hayatı, şiirleri, düşünce dünyası hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. ‘’2021 Yunus Emre Yılı’’nın gönüllerde yeşermesi için karınca misali azim ve gayret göstereceğiz.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech