Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

yilin ardindan2021 yılı UNESCO tarafından “Yunus Emre’nin Vefatının 700. Yılı” olarak ilan edilmişti. Bu münasebetle yıl boyunca devlet kurumları ile  kültürel amaçlı sivil toplum kuruluşları çeşitli etkinlikler düzenlemişti. Bu etkinlikler, özellikle yıl sonuna doğru daha bir yoğunlukta işlenmişti.Yunus Emre’nin hayatı, düşünce dünyası, etkileri, önemi gibi pek konu akademisyen, düşünce insanları, yazar ve şairlerce ele alınarak anlatılmıştı. Bütün medya, yine  Yunus Emre’yi ayrıntılı bir şekilde tanıtarak ifade etmişlerdi. Salgın nedeniyle kısıtlı bir hayat sürerken bu etkinlikleri evden takip etme imkânı da doğmuştu.

    Yunus Emre, elbette bir yıla sığdırılarak ona karşı görev ve sorumluğun bitmesinden söz etmek imkânsızdır. Temenni ederiz ki, Yunus Emre düşüncesini toplum olarak içselleştirmemiz gereği gibi yapılabilir. Zira onun düşüncesi hem dini hem de milli hayatımızın temelini oluşturan kültürel değerlerimizin başında gelmektedir. Yunus Emre’yi anmaktan çok anlamaya, düşüncesini hayatımıza hâkim kılmaya her zaman ihtiyacımız bulunmaktadır.

    Yunus Emre, tarihimizin en zor döneminde sevginin ışığını gönüllerde yakmış, onun sağladığı aydınlıkla çağları aşarak ebed-müddet olmanın sırrına ermişizdir. Milli bekanın sürdürülmesi,  ancak gönül sultanlarımızın düşüncelerini yaşatarak sağlanabilir. Çünkü onların vaz ettiği sevgi, kardeşlik, hoşgörü, barış, insanlık gibi kavramlar,  her zaman insanlığın gündemindedir. Milli olandan evrensel değerlere doğru ilerlemek, bütün insanlığı kucaklamak milletimizin başlıca şiarı arasındadır . Çağlar değişse de bu kavramlar varlığını devam ettirecektir. İnsanlığın bunların gerçek anlamını bilmesi dünya barışının sağlanmasında temel etken olacaktır. İnsanların içlerindeki  kin, nefret, ötekileştirme, yalan gibi  olumsuz duyguları söndürmeleri, terk etmeleri sayesinde bütün bir toplum, bütün bir insanlık rahat ve huzura kavuşacaktır.

     Yunus Emre düşüncesinin güncellenmesi gerektiğine inanıyorum. Onun tarihi süreç içinde yerine getirdiği işlevin günümüz kuşaklarına  yeni bir dille ifade edilmesi yerinde bir karar olacaktır. Yunus Emre’nin elinde asası, kırda bayırda gezen bir derviş algısından kurtarılması lâzım gelmektedir. Zira o, toplumun içindeydi, onlarla hemhâldi. Kendi üzerinden söz söyleyerek topluma örnek davranışlar izhar ediyordu. O, nefsi mücadelesini verirken Tanrı rızasını önceliyordu. Yaradılış gayesinin hikmetini kavradığı için bunun sorumluluğunu halka anlatarak yerine getiriyordu.

   Yunus Emre düşüncesinin anlaşılması için pedagog, eğitimci ve akademisyenlerden bir kurul oluşturularak hedef kitlelerin kavrayış seviyesine göre onun öğretileri tespit edilerek bir disiplin içerisinde izah edilmelidir. Böylece sürekli eğitim, hayat boyu eğitim Yunus Eme düşüncesinin programa alınmasıyla yeni bir kazanacaktır. Milletimizin geleceğini düşünenler bu konuyu mutlaka değerlendireceklerdir.

   Yunus Emre ve diğer gönül sultanlarımız bizim dünyaya açılan pencerelerimizdir. Biz onların sayesinde bütün bir insanlığa hitap ediyoruz. Sevginin ilahi kaynağından herkesin nasibini almasını diliyoruz. Onların çağrısı, daveti sevgiden yana olup insanlığın sevgi atmosferinde  kenetlenmesi içindir.  Aşk bir güneştir, aşkı olmayanlar ise kaskatı taşa benzemektedir. Sevgi, bütün insanların en belirgin özelliğidir. Sevgiden rahmet doğar. Yaradan’ın bağışlaması ve yardımı sevginin hüküm sürdüğü toplumların üzerindedir. Evrendeki her şey insan için yaratılmış, insanın emrine verilmiştir. Asıl olan insanın bu şuura sahip olarak hamd ve şükrünü sevgi ile donatıp Hak rızasını kazanmaktır. İnsan; hamlığını pişirmeli, oradan da içindeki kin, nefret gibi kötü duyguları silip atmalıdır. Sevgi, sözle güzelleşir. Sevgi diliyle söylenmiş bir söz bütün evreni aydınlatmaya kâfidir.

     700 yıldan beri gönül dünyamızı aydınlatan, müjdeler veren Yunus Emre, daha nice yıllar ‘her dem yeniden doğarak’ varlığını sürdürecektir. Onun mirası ve emaneti bütün Türk milletinden, bütün dünyaya yayılmaya, karanlıkları aydınlatmaya gayretimizle devam edecektir.

     Yunus Emre’nin takipçileri onu bir yolbaşçısı bilerek asırlar boyunca öğretisini yazı ve şiirlerinde işleyeceklerdir.

    Yunus Emre için yapılan herşey tamamlamıyor, yarım kalıyor, eksiği bulunuyor. Bu onun büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Zira yapılanlar, onun mükemmelyetine bir türlü erişemiyor. Ancak bu kabul, onu anlamak ve anlatmaktan da bizi alıkoymamalıdır.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech