Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

 anadolu aydinlanmasiBüyük insanlar, yüksek kültürlü milletlerin içinden çıkar.Yüksek kültür; inançta, törede, adalet düşüncesinde,  insan severlikte, hayatı yorumlayış biçiminde, âlem-şümûl değerlerde, devlet kuruculuğunda,  âdil yönetimde kendini ortaya koyar.Bunlardır uzun ırmakların pınar kaynağı. Yüce insan; yorum getirir, farklı bakış açısı bulur milli kültüre.


Kaostan kozmosa sonsuz bir uzanıştır, elden ele devredilip süren duygular, yönelişler…
                      Doruk insanlar; beslenirken milli kültürden, ilhamını birleştirip sezgisiyle yeni ufuklara işaret eder, sen yürürsün. Ahmet Yesevi; Dergâhından cihana saldı doksan dokuz bin erenini Horasan’a,  dest-i Kıpçak’a diyar-ı Rum’a…Dergâhı’nın ocağından alup fırlattı doksan dokuz bin köseğiyi. “Köseğiyi bulun, her nereye düştüyse, dikip yeşertin,
Şenlendirin kıraç toprakları…” deyip yolladı erenlerini göç yollarına, göç bölgelerine…
Savaş günü koştular kavgaya, barış zamanı ter damlattılar toprağa.
                        Yolsuzlara yol, çaresizlere umut,                                                                     açlara ekmek, gariplere mesken,  hedefsizlere ülkü oldular.    Başlarına taç oldular milletin.
Bir ucu ateşte yanmış daldı köseği. Gönlünü fenâ-fillâhta eritmiş erdi derviş. Kerametiyle yeşeren kuru dal, Horasan’da, Kıpçak’ta, Anadolu’da karadut olmuştu, ulu çınar, salkım söğüt ve daha niceleri. Kılavuz oldu dervişlere Ahmet Yesevi’nin; “Sünnettir, kâfir olsa da insanı incitme. Gönlü katı olan ve kalp kırandan Allah şikâyetçidir.” sözü.
İnsanı merkez aldılar, insanın gönlünü…Kaygusuz Abdal sözüdür irfani düşüncenin bir yansıması:
“Şu âdem dedikleri
El ayakla baş değil
Âdem mânâya derler
Suret ile kaş değil.”
Dün Türkistan’dan göçle gelen ışık aydınlatmıştı Anadolu’yu
Bu gün Anadolu’dan yayılan ışık huzmeleri aydınlatacak dünyayı göçerek.
Günümüzün narsistik, bencil, sıkıntılı, bunalımlı, mutsuz, yalnız, hedefsiz kişilerini; insanı yaratılmışların en şereflisi sayan, hoşgörü, barış ve sevgiyi esas alan Türk Çağı iyilik ve güzelliklere ulaştıracaktır. kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. ve yerdeki her şeyi kendi katından (br nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.
Niyazi Mısri’nin,
“Çün nefsin bilen kişi Allah’ı bilirmiş.”
Ve Hacı Bayram Veli’nin,
“Sen seni bil, sen seni.”
Veya Yunus Emre’nin,
“İlim bilmek kendin bilmektir.” deyişleri yolumuzu aydınlatan birer meşaledir, yürüdükçe…
Hacı Bektaş Veli’nun,
“Sakin ol, kimsenin gönlünü yıkma.” tavsiyesiyle
Seyrani’nin,
“Gönül beytullahtır yıkma Seyrani.” dizesi arasındaki benzerlik aynı kültür ortamının insana ve onun gönlüne verdiği önem vurgulamaktadır.
İnsan bütün âdemin özü olduğu için onun hakikati gönlüdür.
Şeyh Gâlip’in,
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.” deyişi de insanı merkez alarak âlemlerin özünün insan olduğunu belirtir.
“Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur.
Biz aşkın çocuğuyuz.
Aşk da bizim annemiz.”
diye Mevlana, “gel, gel” çağrısı ile mutsuz, umutsuz insanların sığınağı olmuştur.
O kubbe-i  hadradır ki, altında tıpkı Oğuz Han’ın Otağı gibi bütün insanlara yer bulunur.
        Sen gönlünü yücelt, irfanını kutlu kıl.
“Allah’ın sana lütfettiği şefkat ve merhametledir ki, sen etrafındakilere tatlı dilli, güler yüzlü, yumuşak huylu olabildin. Eğer sen, sert mizaçlı, kaba dilli, katı yürekli olsaydın, insanlar etrafından dağılıverirlerdi ve kimseyi bulamazdın.” (Al-i İmran Sr. Ayet: 159)

   İşte bu yüzdendir ki; 12. 13 yüzyılda Anadolu kıtlık, salgın hastalıklar ve zulümlerin ortaya koyduğu kaostan kurtularak kosmosa ulaşmıştır. Anadolu, bu irfani düşüncenin aydınlığında güzellikler yurdu olmuştur.

     ‘’Yaratılanı Yaradan’dan dolayı hoş görmek’’ irfanı, asırlar boyunca Türk hakimiyet alanı içinde huzur, güven ve adaletin sağlayıcı gücü durumunda bulunmuştur.

    Geçmişten geleceğe miras olarak emanet edilen irfani gelenek, yeni taşıyıcılarının gönlünden ışıklarla yükselerek aydınlığıyla bütün insanlığa güzellikler getirecektir.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech