Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

kalp gozuyleYunus Emre; ‘’Dil söyler, kulak dinler. Kalp söyler, kâinat dinler.’’ derken kalbin önem ve değerini ortaya koymaktadır. Zira kalp; insan vücudunun bir organı olmanın ötesinde sevgi, hoşgörü, adalet, kardeşlik gibi pek çok kavramın da kaynağı olma özelliğini üzerinde taşımaktadır. Kalbin biyolojik yönü maddi durumuna karşılık gelirken, ondaki anlam yönü evrenin sonsuzluğunda türlü duygu ve düşünceleri ihtiva etmektedir. 

    Kalp, insanı insan yapan cevherdir. Kalp; insanın anlama, kavrama, düşünme gibi temel vasıflarının merkezidir. Tasavvufta bilginin kaynağı kalp olarak belirlenmiştir. Felsefede bilgi kaynağının; akıl, deney ve sezgi olarak gösterilmesi ilk bakışta tasavvufi görüşle bir çelişki gibi dursa da özde anlam birliği içindedirler. Çünkü kalp, aklın zıddı değildir, akletme kalbin bir işlevi olup düşünceyi üretir. Metafizik konularda kalbin aklı aştığını söyleyen sufiler, kalbin sezgi tarafını esas alırlar. Onlara göre sözlükte ‘’bağlamak’’ anlamına gelen aklın, faaliyet alanı dar ve sınırlı, buna karşılık kalp âlemi çok daha geniştir.

    Kalp, bedenin sultanıdır. Bazı kalpler, temiz ve pürüzsüzdür. Bazı kalpler ise kilitli ve kapalı olup kalp olma özelliğini yitirmiştir. Kalp gözü açık olanlar, gerçeği bulmanın mutluğunu tadarlar.

    Kaygusuz Abdal; ‘’ Bu adem dedikleri
                                    El ayakla baş değil
                                    Adem mânâya derler
                                    Suret ile kaş değil.’’  diyerek kalbin mânâ özelliğine vurgu yapmıştır.

      Bir kısım görüşlere göre kalp kelimesinin Türkçe karşılığının gönül olduğu belirtilmiştir. Bazıları ise gönlün kalpte bulunduğunu, kalple bağlantılı ancak kalbin tam karşılığı olmadığını ifade ederler. Gönül, duyguların kaynağıdır. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır gibi duygular gönülde oluşur. Gönül, insanın iç dünyasında yeşeren bir baharın adıdır. İnsan, Allah’a gönül yoluyla ulaşır. Bu yüzden gönül, arı ve durudur, hiçbir olumsuzluğu içinde barındırmaz. Kin, nefret, hasetlik gibi kötü duygular gönülde yer edinemez.  

      Mevlâna, gönlü Divan-ı Kebir’de şöyle açıklar:

     “Gönüle doğru sefere çıktım, yola düştüm, fakat onun bulunmadığı hiçbir yer de görmedim. Aslında şu gönül, ârif ile mârufun, yâni bilen ile bilinen arasında tercümanlık edip durmada. Gönülün ne olduğunu ancak gönül sâhipleri bilir. Ruhsuz kişi, gönlün değerini ne bilsin? Sen gönülü ancak Allah kapısında, ilâhî dergahta bulabilirsin. Gönül filanda fişmanda bulunmaz. Âlemde kırık gönülleri onaran, eksiklikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya gücü yeten, her izi olanı, her izi bulunmayanı gereği gibi gören Allah’tan başkasında gönlü bulamazsın. Çünkü Allah, gönlü ev edinmiştir.”

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserinde gönlün insana bir Tanrı bağışı olduğunu söyler:

“Törütti ödürdi seçü yalngukug 

Angar birdi erdem bilig ög ukug

 Köngül birdi hem me yorıttı tilig 

Avut birdi kılk hem kılınçı silig”

  “Tanrı insanı yarattı, seçerek yükseltti; ona erdem, bilgi, akıl ve anlayış verdi. Ona hem gönül verdi hem de dilini açtı; ona güzel biçim, güzel tavır ve hareket ihsan etti.”

‘’ Ben gelmedim dava için,

    Benim işim sevi için.
    Dost'un evi gönüllerdir, 

    Gönüller yapmağa geldim.’’ diyen Yunus Emre gönlün tezahürlerinden  olan sevgiyi dillendirerek asırlardan beri insan olmanın yolunu göstermektedir.

     Gönlünü Dost’un evi kılanlar; sevgi, hoşgörü, muhabbet, iyilik, güzellik ve doğruluk üzerine kurulu bir dünyada daha mutlu ve huzurlu yaşayacaklardır. 

   Kalp ve gönlün asıl anlamlarını kavrayanlar, insanlığın hizmetinde barış ve kardeşliği tesis etmek için ‘’gönüller yapmaya’’ koşacaklardır.

   İrfani düşüncenin kaynaklarına inerek yeniden ‘’kendimize dönüp’’, Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye uzanan inanma, anlama ve kavrama kabiliyetimizle çağa, sözümüzü söylemek durumundayız.

  Dünyayı kalp gözüyle görmek, gönül medeniyetini yeniden inşa ederek bütün insanlığa muştular getirecektir.Yeni müjdelerin eşiğinde, güzelliklere ulaşmanın heyecanını tıpkı ulu insanlar gibi duymak, yaşamak ve yaşatmak dileğiyle…

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech