Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

edebiyat sohbetleri ramazan edebiyatiEdebiyat toplumun aynasıdır. İnsan ve toplumu ilgilendiren herşey edebi-estetik disiplin dikkate alınarak edebiyatın konusu olabilir. Din, insan ve toplum hayatında önceliği olan bir kurumdur. Oruç tutmak,İslâm’ın şartlarından farz olan  bir ibadettir. Ramazan, Kameri ayların dokuzuncusu olup oruç bu ayda tutulur. 

   Ramazan inanç, kültür ve gelenek olarak Türk millletinin önemli bir değeridir. Teravih, iftar, sahur, Kadir Gecesi inancın toplum üzerindeki yansımalarını gösterir. Öte yandan atasözleri,deyimler, maniler, ilahiler ve şiirlerle dopdolu geçen ramazan, edebiyat alanına da farklı etkiler yapmıştır. Ramazan gecelerinde yapılan eğlenceler toplum tarafından beğenilerek izlenmiştir. Yardımlaşma duygularının  zirve çıktığı bu ayda suçun her türlüsünde azalma olduğu bir gerçektir. Oluşan manevi hava, her kesimi çekim sahasına alarak sevgi ışıltılarının gönülleri aydınlattığı, davranışlarda görülmektedir. İnsanların ruhlarında yanan mahyalar, fazilet ve hikmetin güzellikleriyle çorak bozkırları çiçeklendirmektedir. Türk kültür ve medeniyetinin mühim bir öğesi olan ramazan, yüzyıllardan beri Türk milletini ortak değerlerde birleştirip bütünleştirmektedir.

    Türk edebiyatı bünyesinde bir ramazan edebiyatı  doğmuş, Ramazaniye adıyla bir edebi tür oluşmuştur. Âşık, tasavvuf ve divan edebiyatnda yoğun olarak işlenen Ramazaniyeler günümüzde de örnekler vererek geleceğe doğru uzanmaktadır.

    Enderunlu Fâzıl’dır. Sâbit, Nazîm, Edirneli Kâmî, Nedîm, Koca Râgıb Paşa, Şeyh Galib, Enderunlu Vâsıf, Sünbülzâde Vehbî gibi isimler ramazâniyye şairleri arasında sayılabilir.

  Yakın zaman şairleri de ramazan şiirleri yazmıştır. Mehmet Akif Ersoy, ramazanı dizelerine şöyle aksettirir:

‘’Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise. 
Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan 
Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se 


Mâdâm ki verdin bize rûh-ı nevîn 
Yâ Rab, daha bir nefha-i te’yîd insin. ‘’

Arif Nihat Asya,  Ramazan Akşamı  başlıklı şiirinde  İstanbul camiilerini dile getirir:
‘’İftar topu aksedince İhsâniye’den 
Seslendi ezanlarım, Süleymaniye’den 
Altında ve üstünde yanıp bin kandil 
Nûr indi civâra Nuûruosmaniye’den ‘’

   Faruk Nafiz Çamlıbel, Ramazan ayının bir başka yönünü şiirleştirir:

‘’Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan 
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan
Zikrimiz Arş’-ı geçip fecre kadar yükselsin 
Mâveralardan ümîd ettiğimiz ses gelsin ‘’

Yahya Kemal Beyatlı, ‘’Atik Valde’den İnen Sokakta ‘’ şiirinde hayatın içindeki ramazanı anlatır:

‘’İftardan önce gittim Atik-Valde semtine, 
Kaç def’a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine, 

Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti 
Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti; 
Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer; 
Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları 
Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün; 
Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün. 
Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri, 
Bir nurlu neş’e kapladı kerpiçten evleri. 
Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz! 
Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş’esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı 
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime; 
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
‘Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür; 
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür.’’ 

   Ramazan bütün renkleriyle hayatın içinde devam edip gidiyor. Türk  insanının manevi yönünü kuvvetlendiren, her yıl bir ay boyunca tazelenen, yenilenen bilinç dünyası yeni güzelliklere ulaşmaktadır. Mukabeleler, hatimler, ilahilerle dini bağlar, insanları birbirine yaklaştırarak ruh ve gönül birliği yeniden kurulmaktadır. Ramazanda sadece oruç ibadeti değil, toplumsal ve kültürel bütünlüğün, millet olmanın algısı da canlanmaktadır.

    Bütün insanlığın zorluklar yaşadığı bu salgın döneminde Ramazan’ın sağlık ve esenliğe kavuşturan bir ay olmasını dileriz.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech