Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

 sozlu kultur verimleri

sozlu kultur verimleri
Edebiyat, duygu, düşünce ve hayâl anlatımların yazılı veya sözlü olarak bedii/estetik  ölçülere uygun biçimde  ifade edilmesidir. Bu tanımla ilgili olarak karşomıza iki kavram çıkmaktadır, sözlü ve yazılı kültür.. Gerek sözlü kütür gerekse yazılı kültür dil ile oluşturulur.

    Prof. Dr. Muharrem, dili : “Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabi bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimai bir müessesedir.” Olarak tanımlar.  Sapir’in tanımı dilin kültürel yönüyle ilişkilidir; “Dil, yalnızca insana özgü olan, ülkülerin, duyguların ve arzuların isteyerek üretilen simgeler yoluyla aktarılmasını sağlayan ve içgüdüsel olmayan bir iletişim yöntemidir.” 

    Dil, değerlerinin yeni kuşaklara, sözlü ve yazılı olarak aktarılmasında en dinamik öğedir. Kültür ve medeniyet birikimi dil sayesinde devredilir. Dili meydana getiren evren milletlerin zenginliğinin göstergesidir. Dil, bir milletin evreni, varlığı kendine göre yorumlaması ve seslendirmesidir. Birey diliyle hayatı ve olayları anlamlandırmada kendi damgasını vurur. Dil, bir milletin duygu ve düşünce tarzı, tarihi ve toplum şuuru ile birlikte yol almaktadır. Bu sebeple fertler arasındaki ortak duygu ve düşünce akımı dille kurulabilmekte; dolayısıyla milli birlik ve beraberlik de toplum fertlerini birbirine perçinleyen dil ile sağlanabilmektedir. Dil aynı zamanda bir kültür taşıyıcısıdır. Bir milletin kültür hazinesi olan ilim, teknik, tarih, ahlâk gibi her türlü maddi ve manevi değerler dil yolu ile gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

    Dil, kültür ve medeniyet arasında sıkı bir bağ vardır. Dil olmadan, kültür; kültür olmadan da medeniyet olmaz. Bu üç unsur bir milletin olmazsa olmaz dinamikleridir. Kültür ve medeniyetin taşıyıcısı olan dil, milli bütünleşmenin temelidir.

   Seslerden ses birlikliklerine, oradan da anlamlı kelimelere ulaşılır. Nesne ve hareketin adı olan kelimeler de anlamlı ve mantıklı birleşmelerle cümleleri  meydana getirir. Böylece tam ifade ediş  bulunmuş olur.

   Her millet varlık süreci içerisinde önce sözlü kültürü yaşamış, ardından da yazılı kültüre geçmiştir. Sözlü kültür, yüzyüze yapılır. Sözlü kültür iletişiminde  anlatıcı ile alıcı arasındaki ilişki, dilin söz varlığıyla birlikte beden dili, sesin vurgulama ve tonlaması da  işlev görür. Sözlü kültür, anlatıcının hafızasında saklıdır. Dinleyici/alıcı bu hafızada kalanları dimağına alır. Sözlü kültür öğeleri, herkesin kültür ve anlama yeteneğine göre yeni depolandığı için varyantlar ortaya çıkar. Sözlü kültür, hafızada kalıcılık sağlamak için uyaklı söyleyişe, tekrar gruplarına, benzetmelere ağırlık verir.

  Yazının icadından önceki edebi verimlerin hepsi sözlü kültür içinde sayılmaktadır. Sözlü kültür verimleri zaman içerisinde unutulmaya mahkumdur. O verimler ancak yazıya geçirilerek unutulmaktan kurtulabilir. Şurası da bir gerçektir ki, yazılı kültür döneminde söz kültür varlığını sürdürür. Sözlü kültür verimleri anonimdir, bütün milletin ortak değeridir.

   Türk edebiyatında sözlü kültür verimleri; manzum, mensur ve tiyatro olarak üçe ayırlabilir.

Manzum sözlü verimler; destan, türkü,koşuk, sav, sagu, mani, ninni, ağıt, tekerleme, bilmece,deyim,kargış,alkış, salavatlama…

Mensur sözlü verimler; atasözü, destan, efsane, masal, fıkra, halk hikâyesi …

Tiyatro sözlü verimler; karagöz, Meddah, Ortaoyunu, köy seyirlik oyunları…

   Sözlü kültür verimleri, millet hayatının billûr kaynaklarıdır. Milletin kültürel kodları, değer yargıları,  hayatı anlama ve kavrama biçimleri, gelecek tasavvurları… hepsini sözlü kültür verimlerinin örneklerinde görmek mümkündür. Yazılı kültür döneminde sözlü kültürün pek çok verimi unutulmuş veya gündemden düşmüştür. Oysa sözlü kültürden günümüzde de yararlanmak gerektiği eğitim açısından büyük önem taşımaktadır.  Bunun için öncelikli olarak kreş, ana okulu, ana sınıfı gibi okul öncesi eğitim kurumlarında sözlü kültür verimlerine mutlaka yer verilmelidir. Öğretmen yetiştirmede bu alan değerlendirilmelidir. Ninni, masal, halk hikâyesi, tekerleme gibi örnekler  drama hâlinde işlenmelidir. Bu anlamda pedagojik olarak söz konusu örneklerin yerini tutabilecek başka bir öğe aranmamalıdır.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Bu iddialı sözün altında “Nâşir ve Muharrir İsmail Gasprinski” imzası var. Yani Türk dünyasının “dilde, fikirde, işte” birliğine hayatını vakfetmiş Gaspıralı İsmail Bey’in imzası…
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech