Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

edebiyat ve degerlerZiya Gökalp, milleti “dilce, dince, ahlâkça ve güzellik duygusu bakımından müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden meydana gelmiş bulunan bir topluluk” kabul eder.Bir topluluğun millet olma süreci; tarihi, siyasi, kültürel ve ekonomik birlik ve beraberliğin sonucunda meydana gelir. Milletin oluşmasında mensubiyet şuuruyla ülkü birliği en etken sosyal değerlerdir. Sözlü kültürle başlayan sosyalleşme, zaman içerisinde yazılı kültürle devam eder. Milletleşme toplumların tarih boyunca ulaştığı en üst kimlikleşmedir. Milletleşmede farklılıklar değil, ortak değerler önceliklidir. Değer, toplumu meydana getiren kişilerin amaç birliği içerisinde genelleşmiş ortak davranışlardır. Bu davranışlar, kişiler tarafından tartışmasız kabullenerek nesilden nesile aktarılır. Genelleşmiş soyut ölçü olarak tanımlanan değerler, birer yargı özelliği taşır. Bu değerler milletten millete değişiklikler gösterir. 

   Edebiyat;  milletlerin duygu, düşünce ve hayâllerini, ortak inanç ve değerlerini yazılı ve sözlü olarak dile getiren bir sanattır. Yazılı ve sözlü bütün verimler, bir milletin kültürel birikimi olarak edebiyat yoluyla zamanın üç boyutu içerisinde geçmiş, an ve gelecek şekliyle devredilir. 

    Çocukların kimlik kazanması kültürleme yoluyla ailede başlatıp çevre etkinlenmesiyle devam eder. Okullar, oluşmaya başlayan kültürleme etkinliğini bir disiplin içerisinde tamamlamaya çalışır. Okullar bu disiplini edebiyat, tarih, coğrafya gibi sosyal bilim dersleriyle verir. 

        Türk eğitim sisteminde kök değerler; adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik olarak ifade edilmiştir. Bu temel değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmek okulların asli görevidir. Eğitimin asla vazgeçilmez karakteri «millî» olmasıdır. Her millet, çocuğunu, «millî bir eğitimden» geçirmektedir. Yine, her millet, eğitimin temelinde millî kültürünü bulundurmaktadır. Genç nesiller, atalarından birikmiş tecrübeleri devralarak geliştirip olgunlaşmaktadırlar. Hiç şüphesiz, bu tecrübe, başka toplumlarla kurulan temaslarla daha da gelişip zenginleşmektedir.

      Seyit Ahmet Arvasi hocamızın milli eğitim ve değerler konusunda  görüş ve düşünceleri gerçek anlamda hayata geçirilmelidir:  “Türk milli eğitimcisi eğitim etkinliklerini sürdürürken en büyük desteği milli kültür kurumlarında ve değerlerinde aramalıdır. Esasen günümüzde milletlerin savaşı, bir bakıma kültürlerin savaşı niteliğinde olduğu için her millet kendini demetleyen ve dağılmaktan koruyan bağlara sarılmak ve onları korumak zorundadır. Türk öğretmeni, Türk’ün dilini, töresini, inançlarını, bütün kültür unsurlarını örselemeden geliştirmeye ve onları birer evrensel değer durumuna getirmeye kendini mecbur hissetmelidir. Türk milli eğitimin düzenlerken herhangi bir milletin gözü kapalı taklitçisi olmamak gerekir. Kendi tarihi tecrübesinden yararlanmayan bir millet diğer milletlerin taklitçisi olmak zorundadır. Bu yüzden, milli eğitimin amaçlarını tayinde, müfredatların hazırlanmasında, eğitimin teşkilatlanmasında tarihimiz, coğrafyamız, milli kültürümüz, maddi ve manevi zenginliklerimiz temele alınmalıdır. Milli eğitim bu demektir.”

  Değerlerin oluşmasında edebiyatın önemi her dönemde benimsenerek ‘’Devlet Kitapları’’ adı altında toplumda okuma kültürünün yaygınlaşması amacıyla fiatça ucuz, muhtevaca zengin kitaplar bastırılmıştır. 1940’larda Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı olduğu dönemde  ‘Dünya Klâsikleri’ dizisin de Doğu ve Batı’nın önemli eserleri Türk okuyucusyla buluşturulmuştur.

   Milli Eğetim Bakanlığı, ‘’Türk kültürüne büyük hizmet etmek,yetişmekte olan gençleri  sağlam esaslar üzerinde kendilerini herhangi yanlış ve aşırı akımlara kaptırmadan, şahsiyetlerinin teşekkülü imkânını sağlamak’’ amacıyla ‘1000 Temal Eser ‘’ serisini başlatır.1961-1971 yıllarında bu seriden toplam 66 kitap ancak yayınlabilir. Türk kültürü açısından  çok önemli olan bu tebbüs maalesef devam ettirilemez. 1970’li yıllarda Kültür Bakanlığı farklı kategorilerde aynı amaçla yüzlerce edebi eser yayınlar. 2005’te Milli Eğitiğm Bakanlığı, ‘’MEB Tavsiyeli 100 Temel Eser’’ uygulamasını tercih etti. Bir müddet sonra da bu durum uygulamadan kaldırıldı.

   Mehmet Kaplan, kitapla milli kültür arasındaki bağı şöyle açıklar:’’ Binlerce yılın hayat tecrübesi, düşüncesi, hayali, felsefesi, yalanı ve gerçeği bugüne kitap denilen kâğıt ve basılı harflerden ibaret o masal gemisi ile gelir. O masal gemisi istersek bizi nerelere götürmez, kimlerle tanıştırmaz! Kitap bizi eski evliyalar gibi ‘tayy-ı mekân’ ve ‘tayy-ı zaman’ ettirir. ‘Pek çok şeyi kitaplardan öğrendim’ dersem az şey söylemiş olurum. Bedbaht olduğum zamanlarda kitap beni mesut etti dersem, kitap okuyan herkesin bildiği bir hakikati tekrarlamış sayılırım, ama bazı hakikatleri tekrarlamakta fayda vardır. Kitap denilen varlığın gerçekten büyülü bir saadet kutusu olduğuna herkesi inandırabilseydik, dünyanın yüzü ve insanların hayatı değişirdi.”

    Milli kültür, milli şuuru oluşturur. Milli şuura sahip olmak, toplum olarak geçmişten geleceğe sağlıklı ve güvenli kalmanın şartıdır. 2002 yılından beri milli eğitim alanında yapılan uygulamaların başarısız olduğu devletin en üst makamları tarafından itiraf edilmiştir. Milli eğitim alanında başarısızlık demek, neslin heba edilmesi, geleceğin aydınlık olamayacağı anlamındadır. Eğitimin temel taşları olan aile, çevre ve okul üzerinde yeniden düşünülerek gerekli tebbirlerin alınması elzemdir.

       Ortak okunan beş kitabın saylamaması ne kadar da acıdır!

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech