Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

 siir ve huzunTürk Dil Kurumu, duyguyu; bir olay, kimse ya da nesnenin insanın iç dünyasında oluşturduğu, uyandırdığı yankı, etki, tepki, izlenim anlamlarına karşılık olarak vermektedir. Duygu kuramı üç ana başlıkta toplanmaktadır. Bunlar; fizyolojik, nörolojik ve bilişsel kaynaklı duygulardır. Başka bir deyişle duygular; beden, sinir sistemi ve düşünce tepkileriyle oluşmaktadır. 

     İçerik itibarıyla iki tür anlatımdan söz edilir. Birincisi aklı ve mantık ölçülerinde gelişen deneye dayanan, pratik ve teknik anlatımdır. İkincisi ise duyguya dayanan mitik, simgesel ve sihirli bir anlatım olarak belirtilmektedir. Bazen bu içerik birbirine karışmış olsa da böyle bir kategori oluşturmanın konunun daha iyi anlaşmasına zemin hazırlayacağı açıktır. İşte şiir, bu ayırımın ağırlıklı olarak ikinci kısmıyla ilgilidir.

    Hüzün; istenmeyen bir durumun başa gelmesinden veya geçmişteki bir kayıptan dolayı duyulan keder, üzüntü şeklinde tanımlanmaktadır. Hüzün; keder, üzüntü, hazin, hazan kelimeleriyle anlam yakınlığındadır. Ferah, sevinç ve mutluluğun karşıtıdır. Hüzün, kederli olmaktan doğan bir iç sıkıntısıdır. Hüzün, iradi olmayıp kederli duygunun üzüntü şeklinde davranışa çıkmasıdır. Hüznün sonu hüsrandır. 

    Hüzzam, Türk müziğinde koyu hüzün arz eden bir makamdır. Yaralı gönüller, hüzzam şarkıları dinleyerek hüzne yol bulurlar:

 ‘’Ayrılık ümitlerin ötesinde bir şehir 

   Ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir

   Çaresiz seslenişler, beyhûde bekleyişler 

   Bir teselli yerine hüzünlü akşam gelir

    Ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir’’ Bu duygu, Şahap Gürsel’in güftesini Avni Anıl’ın kanatlandırmasındaki hüzündür.

   Hüzün, şairlerin etkilendikleri temel duyguların başında yer alır. Yahya Kemal, Duyuş ve Düşünüş  başlıklı şiirinde ölümlerin bile eski hüznünü kaybettiğini söyler:

‘’Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü 

 Lâkayt olan mühimsemiyor gamlı bir günü’’

   Attila İlhan, elde sadece hüznün kalacağını dillendirir: 

‘’ hayat zamanda iz bırakmaz

bir boşluğa düşersin bir boşluktan

birikip yeniden sıçramak için

                                      elde var hüzün’’

    Gönülde bir gariplik ve burukluk hissedilir. Arzulanan bir şey elden kaçar veya istenmeyen bir şey başa gelir. İşte şimdi tasa, üzüntü, gam ve kederin vaktidir. Peygamber’in amcası Ebu Talip ile eşi Hatice’yi kaybettiği 619 Hüzün Yılı kabul edilmiştir. Hüzün, ölüme eştir.

   Bizim de gönlümüz kederlerin birikip taşması sonucunda Hüzün Çağı şiirimizde çağıldadı:

HÜZÜN ÇAĞI

 

Bütün hüzünlerin öznesiyim gecelerin ayazında

İnce siyah tülden yalnızlığımı bürünürken karanlık

Mazinin izlerinde arıyorum kayıp istikbâlimi

Oysa nafile bekleyiş ve kayıp bir özlemdir gelecek

 

Ben hicran yurdunda oturuyorum tek başıma

Hem gurbetim hem sıla başka iklimlerin yabacısıyım

Öylece duruyor ayağımda bukağı kanadımda kırıklar

Kötürüm düşlere sürgün ediliyor gözlerimdeki buğu

 

Çiçekli bahçelerim hapsediliyor mühürlü kapılarla 

Yüreğim çilelerle dövülüyor örsle çekiç arasında 

Her sabah yorgunluğuna uyanıyorum yenik sevdamın

Dudağımda çoğalıyor artık feryadımın sancısı

 

Yaralarım depreşiyor düşen yaprakların savruluşunda

Yeni tuzaklar kuruyor vefasız Eylül sararmış anılarıma

İçimde esrik bir türküyle soludukça yağmurun rüzgârını

Fırtınalı bir isyana teslim ediyorum yenilmişliğimi

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech