Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

edebiyatta yalnizlikSokrat,  (MÖ 469-399 insanı “toplumsal bir varlık” olarak tanımlar. Ve insan bunun bilince olan tek canlıdır. İnsanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ancak sosyal bir çevrede yaşamasıyla mümkündür. İnsanların aile /ocak), uruk (sülale), boy, budun ve ulus halinde yaşamaları bunun bir göstergesidir. İnsanların beden gücüne dayanan çalışma dönemlerinde sosyal ve kültürel dayanışmanın daha kuvvetli olduğu bilinmektedir. Beden gücünden makine gücüne geçişte, yardımlaşma ve dayanışma bağlarının zayıfladığı görüşmüştür. İşte bu dönemim en büyük problemlerinden olan yalnızlık olgusu belirgin bir biçimde ortaya çıkmıştır.

  Yalnızlık, kişilik bozukluğunu gösteren bir hastalık mıdır?  Değerlerindeki olumsuzluklara tepki duyarak topluma yabancılaşmak mıdır? Toplumun dışına itilmek, dışlanmak, ötekileştirilmek midir? İnsanlardan kaçıp kendi özüne sığınmak mıdır? Kimsesizlik midir?  Kendini anlatamama veya kendi dışındakileri anlayamama mıdır? Dert ve sıkıntıyı paylaşamamak mıdır? Tefekküre dalmak, inzivaya çekilmek, itikafa girmek midir?

Halvet, çile ve uzlet kavramlarının yalnızlıkla ilişkisi var mıdır? Yalnızlık bir seçim midir?

   Soruları daha da çoğaltabiliriz. Benzer soruların cevabı, ‘’evet, doğrudur’’ şeklinde verilebilir. Zira, yalnızlığın burada adı geçen farklı davranışların kısmen veya tamamen ilişkisi bulunmaktadır. Yalnızlık, psikoloji ve sosyal psikolojinin ana konuları arasındadır. 

     Sosyal psikolojide yalnızlık, duyguyla ilgilidir. İnsan kalabalıklar içinde kendi yalnız hissedebilir.

      Psikoloji, yalnızlığı bir problem olarak ele alır. Depresyonla yalnızlık arasındaki ilişki psikolojinin bilimsel disiplini üzerinden incelenir. Yalnızlık bir kafes kabul edilerek sorun, içeriden açılıp çözülmeye çalışılır. Yalnızlık, içe dönük sübjektif bir yaşantıyı ifade eder.

    Yalnızlık konusu edebiyatın baş konuları arasında yer alır. Peyami Safa, ünlü romanı ‘’Yalnızız’’da konuyu edebi üslubuyla değerlendirir: ‘’Yalnızım, evet yalnızız. Yani bak, büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal varlık kendi iç dünyasının mahpusu halinde, şifasız bir yalnızlığa mahkûm... Yalnızım, evet herkes yalnızdır, yalnızız. Bütün ihtilaflarımızda yalnızlıklarımız çarpışıyor. Hatta kendi kendimizle mücadelelerimizde bile kendilerimiz -Çünkü bak, ‘kendi’ var içimizde- birbirine karşı yalnızdır.” (s.347) ‘’İç dünyanın mahpusu halinde şifasız bir yalnızlığa mahkûm…’’ ifadesi kişinin kendisiyle çekişmesini ve bu çekişmenin sonunda yenilerek mahkûm oluşunu belirtir.

     Yalnızlık en çok şiirde yer edinmiştir. Babür Şah, muhteşem bir devletin tek hâkimi iken yalnızlıktan yakınır:

‘’Cânımdın özge yâr-ı vefâdâr tapmadım

  Könglümdin özge mahrem-i esrâr tapmadım’’

(Kendi canımdan başka vefalı bir yâr bulamadım. Kendi gönlümden başka sırlarımın mahremini bulamadım.)

    Karabahtlı Cem Sultan yaban ellerde selamlaşacak bir dost bulamaz. Onun yalnızlığı esaret ötesi bir durumdur:

‘’Düşmenler içre nice ‘aceb hâle uğradum

    Bir dost yok kim eyleye bir merhabâ dırîg’’

(Düşmanlar arasında öyle acayip bir hale uğradım. Yazık, merhabalaşacak bir dost yok.)   

Şair Nigar’ın yalnızlığı kendisini dil-şad edecek birisini bulamamaktır:

‘’Feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok

Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok

Te’sîr-i muhabbetle yıkılmış müteellîm

Vîrâne dili bir dahî âbâd edecek yok

Yâ Rab ne için zâr-ı Nigâr’ı şu cihânda

Nâ-şâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok.’’

     Cahit Sıtkı Tarancı, yalnızlığını masal olarak kabul eder:

‘’Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan

Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık

Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan

Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık’’

     Cahit Sıtkı Tarancı, bir başka şiirinde de yalnızlığı ölümle bir tutar:

‘’Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.

Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara;

Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgâra

Ve kış yaz,

Dalda kuş eksik olmaz.

Dağ başında duman.

Yalnızlık nedir göreceksin öldüğün zaman.’’

Orhan Veli, yalnızlığı kimsesizlik anlamıyla değerlendirir:

‘’Bilmezler yalnız yaşamayanlar:

Nasıl korku verir sessizlik insana;

İnsan nasıl konuşur kendisiyle;

Nasıl koşar aynalara,

Bir cana hasret.

Bilmezler.’’

Özdemir Asaf’ın dizelerinde yalnızlığın paylaşılamayacağı dillendirilir:

‘’Yalnızlık, yaşamda bir an,

Hep yeniden başlayan…

Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,

Kovdukça kovalayan…

Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran

Yalnızlık

Paylaşılsa yalnızlık olmaz.’’ 

Turgut Uyar, yalnızlığı ceplerinde arar:

‘’Bir elbise ki, alabildiğine dar. 

Nedir bir türlü sırrını anlamadık, 

Kimdir bizimle böyle şaka ediyor, 

Hangi cebini karıştırsan yalnızlık.’’

Atilla İlhan, yalnızlığı aradığını bulamadığı bir vakitte ‘’nerdesin’’ sorusunu sorarak fark etmeye çalışır:

‘’Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

Dudaklarımda eski bir mektep türküsü

Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim

Gözlerim gözlerini arıyor durmadan

Nerdesin?’’

  Yalnızlık konusu yazmakla tükenmeyecek çile yüklü bir hazine sandığıdır. O sandığı her açışta farklı acılar görüleceği açıktır.

  Sözü,  Jean-Paul Sartre’yle bağlayalım: "yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içeride kalmasıdır."

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech