Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

islam ve siirCahiliye döneminde Arap şiiri çok gelişmiş, belli bir yetkinliğe ulaşmıştı. Arap şairler güzel söz söylemek için birbirleriyle çeşitli ortamlarda yarışırlardı.  Övgü ve yergide sınır tanımayan şairlere gaipten haber veren kâhin gözüyle bakılıyordu. Uygun olandan uzaklaşma anlamına gelen ifrat ve tefritte aşırılıktan çekinmeyen şairlerin cin ve şeytanlarla bağlantılı olduğuna inanılıyordu. Kabile içinden bir şair çıkınca, onun adına eğlenceler ve törenler düzenleniyordu. Panayırlarda şiirler okunuyor, yarışmalar yapılıyordu. Seçilen yedi şiir, ‘’muallakat-ı seb'a’’ adıyla Kâbe duvarına asılıyordu. Bu şiirler, klasik nazım şekli olan kaside olarak altmışla yüz beyitten oluşuyordu. Bedevilik hayatı, at ve deveye övgü bu kasidelerin başlıca konusuydu.

   Müşrik şairler, İslâm’a ve Peygamber Efendimize karşı sürekli saldırarak kötüleme ve karalama şiirleri yazmışlardır. Bu şairler; Hz. Muhammed’i kâhin, şair olarak itham etmişler, Kur’an-ı Kerim’in de şiir saymışlardır. Bunun üzerine şair ve şiirle ilgili ayetler inmiş, Efendimiz de Müslüman şairden savunma amaçlı şiirler yazmasını istemiştir. 

     İsmail Güleç, şair ve şiirden bahseden veya onlara göndermede bulunan, on suredeki on üç ayeti verdikleri iletiye göre şöyle tasnif etmişti

1. Meydan okuyan ayetler: Kur’an’ın uydurma olduğu iddiaları karşısında iddia sahiplerine meydan okuyan ayetler: Bakara 23, Yunus 38, Hud 13, Enbiya 5.

 2. Hz. Peygamber’in şair olduğu iddiasına cevap veren ayetler: Saffât 36, Duhan 14, Tur 30, Yasin 69.  

3. Hz. Peygamber’in mecnun olduğu iddiasına cevap veren ayet: Saffat 36.

 4. Kur’an’ın şiir ve şair sözü olmadığını ifade eden ayetler: Hâkka 41, Yasin 69. 

5. Şairleri tarif eden ayetler: Şuara 224-227.*

     İslâm şiire ve şaire yasak koymamıştır. Şairlerin güzel ahlâk, inanç, iyilik doğruluk, cihat gibi konularda şiir yazmaları teşvik edilmiştir.       

      Şair  Hasan bin Sabit, Peygamberimizin yanında olmuş, ona şiirler yazmıştır. Bunlardan biri şöyledir:

 “Bize şanlı bir peygamber geldi.

Umutların olmadığı, peygamber gelmediği

Yeryüzünde putlara tapılan yıllardan sonra

Geldi ve bizi aydınlatan kandil oldu.

Doğru yola ileten, pırıl pırıl parlayan

Keskin kılıcın göz kamaştıran parlaması gibi...

Ateşe karşı bizi uyardı,

Ve cennet müjdesi verdi İslâm’ı öğretti bize

O yüzden hamd ediyoruz Allah’a.’’

      Şair Züheyr İslâm’ı seçerek Peygamberimize ithafen yazdığı kasideyi huzurda okumuş, Efendimiz de hırkasını Züheyr’e caize olarak vermiştir. Bu kaside daha sonra Kaside-i Bürde adını almıştır.

‘’ İnsanlığın bilip bileceği şu, bilgilerinin sonu şudur ancak;

O insandır ve yaratılmışların en iyisi, en güzeli, en hayırlısı.

Ve Peygamberlerin halka gösterdiği mucizeler,

O’ndandı, O’nun nurundandı, O’nun habercisi, O’nun öncü ışıklarıydı.

Çünkü O erdemlik güneşi, öbür peygamberlerse yıldızlardır,

O yıldızlar ki; Güneşten aldıklarıyla aydınlatırlar karanlıkları.

Gel gör ki, Rabbim O’na neler verdi, nasıl süsledi O’nu..

Ahlâkını güzellikle sardı, müjdeyle, güler yüzlülükle benek benek noktaladı..

Latifliği bir çiçek, dolunay şeref ve değeri.

Cömertliği bir deniz, yardımı zamandır tıpkı.

Tek başına bir yerde, O’nu görsen, heybetinden

Sanırsın arkasında asker, asker, asker… bir ordu gizli, bir ordu saklı.

O’nun tebessümünden ve konuşmasındandır sanki;

Sedefte saklı inci, İnciler hep sedefte saklı.

O’nun toprağının kokusundan daha güzel var mı koku?

Ne mutlu o kişiye ki koklamış, öpmüş ola o toprağı!

Doğuşu açıklar bize her yönden her açıdan O’nu.

Başlangıcı da iyi O’nun, sonu da.

Hoştur doğuşu ve batışı.’’

          Allah, Kur’an-ı Kerim’de ‘’güzel söz’’ü özellikli bir ağaca benzetmiştir.

  ‘’Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.’’ ( İbrahim 24.)

*İsmail GÜLEÇ, İslam’da Şiir ve Şair Algısına Dair Kimi Tespitler Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 13, İstanbul 2014, 1-22.

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech