Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

sanat felsefesi Düşünürler ;’’Bir sanat eseri nasıl oluşur?  Sanatçı eserini nasıl ortaya koyar? Bir sanat eseri niçin üretilir?’’ sorularına asırlar boyunca cevap aramışlardır. Her kuram, kendinden bir önceki düşünceyi eleştirerek yeni bir anlayışı ortaya koymuşlardır. Felsefe; dünya, hayat ve toplumu anlamaya çalışırken bu kavramları anlamlı kılmaya da çalışır.

     Felsefe, sanatı iki bakış açısından ele alır. Bunlar estetik ve sanat felsefesidir. Önceki sohbetlerimizde estetik konusunda gerekli açıklama yaparak, bilgiler verdik. Estetik,  güzelliğe yönelen duyumsal bilgidir. Sanat ve estetik kavramları birbirinden farklıdır  Sanat felsefesi sadece sanatçı tarafından üretilmiş olan sanatı ya da genel anlamda sanat eserini incelerken, estetik aynı zamanda sanata ilham kaynağı olan doğayı ve varlığı da içine dahil eder. Bu nedenle estetik sanat felsefesine kıyasla daha kapsamlıdır. Felsefe, bu boyutuyla estetiğin; nesne, özne, değer, tutum, yargı ve konusu üzerine söylenen düşünceleri belirtilir. 

    Sanat felsefesinde ise, doğrudan sanatı konu alarak sanatın özü, yaratıcılığın mahiyeti ve eserin statüsünü değerlendirir. Sanatın idesi ve özünün olup olmadığı araştırılır. Sanatın ahlâk ve gerçekle ilgisi değerlendirilir.

       Sanat felsefesinde birinci yaklaşım özcülüktür. Özcülük, sanatı başka disiplinlerden ayıran bir özelliğin bulunduğunu, sanatı belirleyen asli unsurların olduğunu esas alır. Sanatın özü; sanatsal faaliyette, sanatçıda veya sanat eserinde aranmalıdır. Sanatta  temsil, ifade ve form aynı zamanda özcülük yaklaşımının üç kuramını da ifade eder.

   Özcülüğün temsil-taklit sanat kuramı, Platon’un mimetik ve yansıtmacı  sanat anlayışı üzerine kurulmuştur.. Ona göre sanat, dünyada var olan duyu ve görülerin sanatçının yorumuyla ortaya çıkmasıdır. Eser, dünyanın kopyasıdır. Dünya da idealar dünyasının kopyası olduğundan; sanat aslında kopyanın kopyasıdır.

    Özcülüğün ifadeci sanat kuramı; temsil- taklit kuramının alternatif bir anlayışıdır. Sanatın özünü sanatçıda arayan bu kuram;  sezgi, ifade, yaratıcılık, özgünlük  kavramları öne çıkarır. Bu anlayış; sanatı , sanatçının  içsel dünyasına, duygu ve yaşantısına bağlar. Sanatın sırrı, kullanılan malzeme ve kaynakta değildir. Sanatın mucizesi, muhatabını maverai duygulara alıp götürmesinde gizlidir.

    Özcülüğün formalist  sanat kuramı;  sanatın özünü sanat eserinde bulur. Sanat, değerini anlamlı formda bulur. Bütün sanat dallarında eserin formu önemlidir.

      Bu kuramlara karşılık anti-özcü yaklaşımlar, sanatı sanat yapan bir öz, ayırıcı  bir özelliğin olmadığını savunur. Sanat; tarihsel, toplumsal ve ekonomik şartlara bağlıdır.

     Anti-özcü yaklaşımların ilki Marksist sanat kuramıdır. Bu kurama göre sanata, dünyayı değiştirmek görevi yüklenir. Sanatın toplum için olması gerektiğini savunan kuram, sanatı bilimle ideolojinin ortasına yerleştirir. Sanat, toplumsal değişmenin bir aracı olarak görülür.

     Anti-özcü yaklaşımın kurumsal sanat kuramı; sanatı kurumsal yapılar ve sanat dünyası kavramlarıyla açıklamaya çalışır. Bu kuram sanatı, felsefi estetik ile sosyoloji arasında değerlendirir. Sanat eseri iki farklı olguya sahip olması gerekir: Eserin insan elinden çıkmış olması ve bu esere sanat eseri statüsü verecek bir sanat dünyasının varlığının bulunması.

          Anti-özcü yaklaşımın tarihsel sanat kuramı; sanat eserinin üretildiği toplumsal, kültürel ve tarihsel bağlantıların göz önünde bulundurulmasını savunur. Sanatın ne olduğu; sanat eserinin nasıl yorumlanacağı, sanat eserinin üretildiği tarihsel, kültürel ve politik şartlara bağlıdır.

      Sanatçı; sanatla ilgili kuram, görüş, düşünceleri bilip öğrenmek zorundadır. Bilgiyle donanmayan sanat eseri kuru bir çıplaklıktan kurtulamaz. Günümüzde bu kaynaklara ulaşmak oldukça kolaylaşmıştır. Ortaya çıkarılan eserin değeri bu sayede daha da artacaktır. Dünyayı ve hayatı güzelleştirme yolunda gayret gösteren sanatın başarısı bu bilişle amacına ulaşacaktır. 

Kaynak: Prof. Dr. Ahmet Cevizci,  Felsefe Anadolu Üniversitesi Yayını 2015

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech