Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Ahmet URFALI">
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%

abdulhak hamit tarhan 9 Tanzimat döneminin ‘’şair-i azam’’ vasfıyla tanınan Abdülhak Hamit, şiir konusundaki görüşlerini Makber’in Mukaddemileri ile  Bir Şairin Hezeyanı ve  Nâkâfî şiirlerinde açıklamıştır. 

    ‘’İnsan, bazı kerre, hâtırına gelen bir hayâli tanıyamaz, o kadar güzeldir.

 Zihninden uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir. Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir. Bu acz ile bir feryâd koparır yâhûd pek karanlık bir şey söyler yâhûd hiç bir şey söyleyemez de, kalemini ayağının altına alıp ezer. Bunlar şiirdir.’’ Bu sözler Şair’in Makber’in Mukaddemilerinden alınmış olup şiiri bir davranış biçimi şeklinde tanımlamaktadır.

    Bir Şairin Hezeyanı şiiri ise; 

‘’Merhaba ey harap makbereler,

Sâfiline küşâde pencereler! 

Nezdinizde karârı pek severim.

Bence hep şi’rdir bu meşcereler,’’ dizeleriyle başlayarak devam eder. Yetersiz anlamına gelen Nâkâfi*, Hamit’in Makber şiirine karşı yapılan eleştirilere bir cevap olup aynı zamanda şiir anlayışını da ifade eder:

‘’Evet, tarz-ı kadîm-i şi’ri bozduk, her ü merc ettik

Nedir şi’ri hakîki safha-i irfâna dercettik

Bu yolda nakd-i vakti cem’i kuvvet birle harcettik

Bize gelmişti zirâ meslek-i ecdâd nâkâfi.’’

    Görüldüğü gibi Hamit; bir şey söyleyemeyince kalemi ayağının altına alıp ezmeyi şiir kabul eder. Harap makberler, sefilliğe açılmış pencereler ve ağaçlıklar da şiirdir. Hamit şiirindeki içerik konusunu böyle açıkladıktan sonra, kadim şiiri herc ü merc ederek gerçek şiire ulaşmak için yeni bir yol izlediğini belirtir.

   Hamit, Namık Kemal’e yazdığı bir mektupta; nesir ve şiirden ayrı olarak ‘’mukaffa **’’ adını verdiği 15 hecelik yeni bir tür ihdas etmek arzusunda olduğunu ve çığır açmak istediğini söyler. Tanzimat edebiyatçıları klasik nazım şekillerine dokunmayıp muhteva yenileşmeleri yapmışlardır. Bunun yanında oluşturdukları yeni nazım şekillerini kullanmışlardır. Bu cümleden olarak Namık Kemal, Vaveyla ve Hilal-i Osmani şiirlerinde Hamit’in yenilediği nazım şekilleri tercih etmiştir.

   Abdülhak Hamit’in Türkçe konusunda bir kaygısı ve bu kaygıdan kaynaklanan bir hassasiyeti bulunmamaktadır. Arapça, Farsça ve Fransızca kelimelere şiirlerinde yer vermekten zevk duyar. Bazen kendine has bulduğu kelimeler de vardır. Onun bu konudaki; ‘’kelime müellifin muhteriatındandır.’’ *** sözü meşhurdur.

    Hamit ile Recaizade Mahmut Ekrem’in Divan edebiyatına karşı açtıkları bu yol; ilke, üslup, muhteva ve şekil olarak Servet-i Fünun edebiyatının temelini oluşturur.

    Hamit’e ‘’şair-i azam’’ sıfatı Süleyman Nazif tarafından verilmiştir. Şiirlerinde tema olarak tabiat ve aşk konularını işlemiştir. Felsefi söyleyişlere yatkınlığı vardır. Şiirlerinde çelişkiler, karşıtlıklar birlikte yer alır. Birkaç hece ölçülü şiir dışında, aruz veznini tercih eder. 

  Hamit’le ilgili olarak; Ali  Nihat  Tarlan “Tanzimat  edebiyatının  hakîkî müceddidi”, Kaya Bilgegil ise, “ Türk şiirini Batılılaştırma bahsinde  ‘düşünen’ den çok  ‘yapan’ adamdır.” demişlerdir.

    Hamit’in şiir kitapları şunlardır:

    Sahra (1879), Makber (1885), Kahbe yahut Bir Sefilenin Hasbihali (1885), Divaneliklerim yahut Belde (1885), Bunlar O’dur (1885), (Ölü (1886),  Hacle (1886),  Bâlâ’dan Bir Ses (1911), Validem (1913),  Yadigar-ı Harb (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Ruhlar (1922), Garâm (1923), Yabancı Dostlar (1924)

      Makber, Ölü, Bunlar O’dur ve Hacle eserleri eşi Fatma hanım üzerine yazılmış şiirlerden oluşmaktadır. Makber, İtalyan nazım şekillerinden ottava rima tarzında yazılmıştır. 

      Şairin İlham-ı Vatan eserinde yer alan Fatih Sultan Mehmet’in kabrini ziyareti üzerine yazdığı Merkad-i Fatih’i Ziyaret şiirinden birkaç beyit şöyledir.

Her kuşesinde dehrin nâm-ı bekaa-nisârın 

Şâyestedir denilse âlem senin mezarın. 

(Senin ölümsüzlük saçan nâmın, dünyanın her köşesindedir. Bu bakımdan: Âlem senin mezarındır, denilse yeridir.)

Kaldın cihanda bir ân, her ânın oldu bir devr 

Mülk-i ezeldi güyâ tahtında hemcivârın.

(Sen bu dünyada sadece bir an kaldın" fakat her ânın bir "devir" oldu. Senin tahta oturduğun devletle komşun olsa olsa Allah'ın ezel vatanıdır.)

Sensin ol Padişah ki bu ümmet-i necibe 

Emsâr bahşişindir, ebhâr yâdigârın.

(Sen o padişahsın ki bu aziz millete, ülkeleri bahşiş... Denizleri de yâdigâr diye vermişsin)

Bir dem yüzün gülünce âlem bahâr olurdu, 

Misl-i küsûf, her câ, zahirdi iğbirarın.

 (Bir dem yüzün gülünce âlem bahar olurdu. Fakat bir de öfkelendin miydi, o zaman güneş tutulmuş gibi hiddetinin belirtileri, dünyanın her yanından görülürdü.)

Her dem sana açıktır, ebvâb-ı arş-ı Rahmet 

Türbendir en azimi fethettiğin diyârın! 

(Rahmet arşının kapılan sana her an açıktır. Fethettiğin ülkelerin en büyüğü ise, içinde yattığın türbedir.)

Methinde, şâirâna ilhâmlar gerektir 

Târifi yerde bitmez arşa çıkan kibârın.

(Seni övmek için şairlere, ilhamlar gerektir. Çünkü arşa çıkmış olan bir büyüğün (kibarın) anlatılması, yerde bitmez.)

   Abdülhak Hamit; yaşantısı, düşünceleri ve eserleriyle bir dönemi etkilemiş izleri günümüze kadar uzanan edebi hatıralar bırakmıştır.

*Nâ: (Farsça) olumsuzluk ön takı. Kâfi: (Arapça ) Yeter Nâ-kâfi : Yetersiz. Hamit’in uydurduğu bir kelimedir.

**Kafiyeli, kafiyelenmiş. Birbirini tâkib eden. Kafiyeli.

*** ‘’Kelime yazarın buluşlarındadır.’’

Comments powered by CComment

About the Author

Ahmet URFALI

More articles from this author

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech