Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Mehmet Ali Kalkan">
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Bunu okudun 0%
alaeddin yavasca 4Sanatçı ve Devlet Adamı
Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet sırasında söz musikiden ve Alaeddin Yavaşça'dan açılmış. Celal Bayar da "Ben kendisini çok severim, bana hürmeti vardır, çağırdığımı söylerseniz gelir" demiş.
Polisler o yüzden gelmiş ama Alaeddin Bey mazeret beyan ederek gitmemiş. Polisler tekrar gelmiş "Kendilerine özür dilediğimi, ellerinden öptüğümü, bağışlamalarını arzu ettiğimi" söylemiş yine gitmemiş.
Aradan zaman geçmiş, Mes'ut Cemil Bey'in korosunun programı varmış, Celal Bayar da dinlemeye gelmiş. Program bittikten sonra koro elemanlarıyla tek tek tanışmak istemiş. Safiye Ayla'nın elini sıktıktan ve hâl hatır sorduktan sonra sıra Alaeddin Bey'e gelmiş.
"Merhaba doktor, nasılsın?" elini bırakmadan devam etmiş "Ben sana kırgınım, nazımız geçiyor diye çağırdık ama sen gelmedin" demiş. Cevap vermiş Alaeddin Bey;
"Özür dilerim efendim, size saygım sonsuzdur ve hep öyle kalacaktır. Ama, yemeğe davet edilenler arasında olmak isterdim. Siz beni sonradan çağırdınız, ben bu işi profesyonel olarak yapmıyorum, benim asıl işim bu değil."
Celal Bayar'ın dedikleri müthiş, o kadar insanı arasında şunları söylemiş;
"Doktor, Reis-i Cumhurlar da yanlış yapıyorlar demek, kusura bakma, şimdi seni daha çok sevdim."
...
1950 li yılların başı.
Zamanın Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülger'in evinde bir musiki şöleni var. Alaeddin Yavaşça, Cevdet Çağla, Yorgo Bacanos, Vecihe Daryal.
Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan, bazı bakanlar ve milletvekilleri de davetliler arasında.
Musiki faslı başlıyor, bir kaç eser okuyorlar bakıyor ki rahmetli Adnan Menderes kalkıp bir yere gidiyor. Bir ihtiyacı için gidiyor diye düşünüyor Alaeddin Bey ama musikinin orta yerinde kalktığı için de içi burkuluyor. Çok kısa bir süre sonra kulağının dibinde fısıltı halinde bir ses;
"Doktor, "Bu imtidât-ı cevre ki bahtın şitabı var" şarkısı repertuarınızda var mı?"
Dönüp bakıyor ki Adnan Menderes, ayağa kalkarak "var efendim."
"O zaman ben yerime geçip yüksek sesle rica edeyim."
Bir başbakan şarkıyı bilmiyorlarsa mahcup olmasınlar diye yanına gidip soracak kadar nezaketli.
Şarkıyı okuduktan sonra teşekkür ediyor. "Bir ricam daha olacak, bu eseri bir radyo programında okuyup beni de haberdar ederseniz çok sevinirim."
Okuyor Alaeddin Bey, özel kalem aracılığı ile de haberdar ediyor okumadan önce.
Program bittikten sonra radyoda bir telâş. Başvekil Adnan Menderes, Alaeddin Bey'i arıyor ve şöyle söylüyor;
"Doktorum gözlerinden öperim, o güzel sesinden bu şarkıyı dinlemek bana büyük haz verdi. Lütfen bu şarkının notasını diğer sanatçı arkadaşlarına da ver, onlar da okusunlar. Sanatta yasak olmamalı."
Aydın Gün- Arif Nihat Asya ve Bayrak şiiri- 8
Opera sanatçısı ve yönetmeni Devlet Sanatçısı Aydın Gün anlatıyor;
"Yıllar önce bir İspanyol atasözü okumuştum, şöyle diyordu ' Şarkı söylemeyen halk hastadır.' Kanımca bireyler de böyledir, şarkı söylemeyen, müzik dinlemeyen bir kişi normal sayılmaz bence...
...
Kanımca değerli dostumuz Yavaşça'yı diğer birçok sanatçıdan ayıran özelliği iki görevini de ( Doktorluğunu ve müzikçiliğini) çıkar, şöhret ve güç uğrunda kullanmamasıdır; her ikisini de bir tür pîr aşkına yapmak istek ve iradesi o'nu başka bir katın sanatçısı olmaya, almanın değil, vermenin peşinde olan gerçek sanatçılar mertebesine yükseltti.
...
Ne mutlu Alaeddin Yavaşça gibi hiçbir çirkinliğe avuç açmadan kendi idealleri, kendi sevgisi ve kendi ayakları üstünde yol alanlara..."
...
...
Aydın Gün aynı zamanda Adana'da ilk "Bayrak Şiiri"ni okuyan kişi.
Adana'nın Fransız işgalinden kurtuluşu 5 Ocak 1922.
Bayrak Şiirinin yazıldığı gün 5 Ocak.
Bayrak şiirinin okunduğu gün 5 Ocak.
Arif Nihat Asya'nın vefat tarihi 5Ocak 1975.
Yarın Adana'nın düşman işgalinden kurtuluşunun yüzüncü yılı 5 Ocak 2022.
Hatay'ın anavatana katılması 1939.
1940 yılının 5 Ocak kutlaması Adana'da daha bir heyecanlı olsun isteniyor. Adana Maarif Müdürlüğü, Arif Nihat Asya'nın öğretmen olduğu liseye bir yazı gönderiyor "5 Ocak kutlamasında Saat Kulesi ile Ulu Cami arasına Adana'nın tarihi bayrağı çekilirken, o güne uygun bir şiirin de liseniz öğrencilerinden birinin okuması.."
O görev de Arif Nihat Asya'ya veriliyor. Üç dört öğrenci seçip kütüphanelerde bir bayrak şiiri bulmalarını istiyor. Bir kaç gün sonra "bulamadık" diye geliyorlar, "gidin bir daha araştırın, gözünüzü dört açın" diye tembihliyor, yine öğrenciler elleri boş geliyor talebeler.
Sonra oturuyor Arif Nihat Asya 'bayrağa sığınarak, bayrağa sarılarak
kalemi eline alıyor" ve şiir şafak vakti bitmiş oluyor. Tarih 5 Ocak.
Sonra talebelerinden Aydın Gün'ü çağırıp okutuyor. 5 Ocak kutlamalarında Arif Nihat Asya'nın bayrak şiirini ilk defa Aydın Gün okuyor.
Arif Nihat Asya hasta yatağında yatıyor, tarih 5 0cak 1975.
Adana'da 17 yıl öğretmenlik yapmış. Her beş ocakta aranmak, hatırlanmak istiyor. Adana'dan bir davetiye, bir telefon ya da iki satırlık bir yazı bekliyor. Duygulanıyor dalıp gidiyor.
Yarın 5 Ocak 2022. Adana'nı düşman işgalinden kurtuluşunun yüzüncü yılı.
Adana'dan arkadaşlar bu 5 Ocak'ta unutmadıkları Bayrak Şairi, Arif Nihat Asya'yı mezarının başında anacaklar, dua edecekler. Oralardan toprak getirip mezarına koyacaklar.
Yarın saat 11.00 de Ankara'da, Karşıyaka mezarlığında.
Arif Nihat Asya, Eskişehir Atatürk Lisesi'nde de öğretmenlik yapmıştı. Bir rubaisinde şöyle demişti;
"Nazlarda dilek vardı, edalarda sihir,
Sevdim seni her şeyinle Eskişehir,
Gül gül tüten akşamla ne şahaneydi
Ufkunda duman dağları, koynunda nehir."
Bir de buradan gideceğiz nasip olursa. Atatürk Lisesi'ni temsilen bir öğretmen ve öğrencilerle.
Ben de köyümden toprak aldım zaten.
Bugün de Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiirini okuyalım efendim.
Bayrak
Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
Arif Nihat Asya

Comments powered by CComment

About the Author

Mehmet Ali Kalkan

More articles from this author

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech