Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Mehmet Ali Kalkan">
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)
Bunu okudun 0%
cemal divaniAşık Cemal Divanî gelenekten gelen günümüzün en iyi aşıklarından biri. Erzurum'lu. Oltu'lu Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı.
Ruhani, Reyhani, Hüseyin Sümmanioğlu, Nusret Toruni gibi aşıklarla uzun yıllar bir arada olmuş. Halen Bursa'da yaşıyor.
İkinci ustası gurbet, üçüncü ustaları da Aşık Reyhani ve Sümmanioğlu imiş, öyle söylüyor.
Demiş ki Divanî,

 

"Seyran ettim gökyüzünde pervaz eden kuşları,
Deli rüzgar söndürdü yaktığım ataşları,
Mısra mısra geleneği işledim,
Şiir oldu, türkü oldu gönlümün gözyaşları."
Aşık fasılları hoş geldin ile başlar.
Sazını eline alır, mesela şöyle der bir aşık;
Sanmayın ki sazım tekler,
Hoş geldiniz hoş geldiniz,
İşte kadınlar erkekler,
Hoş geldiniz hoş geldiniz.
Divani başka söyler, o da şöyle söyler mesela;
Bin yıldızlı, üç aylılar,
Hoş geldiniz, hoş geldiniz.
Atam Oğuz Han soylular,
Hoş geldiniz hoş geldiniz.
Diğer aşık devam eder;
Sel gibi coşup akanlar,
Laleler güller kokanlar,
Merdivenlerden çıkanlar,
Hoş geldiniz hoş geldiniz.
İnsanların merdivenlerden gelmeleri yetmez Divaniye. Şöyle söyleyebilir;
Seyhun Ceyhun'u bilenler,
Demir dağları delenler,
Vatan deyince ölenler,
Hoş geldiniz hoş geldiniz.
Sonra bir usta malı söyler aşıklar, ustalarını, atalarını anarlar. Divani ustasından, Oltu'lu Mevlüt İhsani'den söyler;
"Nice zulümkârın boynunu burar
İğneden ipliğe halkeden sorar
Zengin kefenini yedi kat sarar
Ahmak zanneder ki bezde hüner var
Her ne ki ederse Mevlâ hoş eder
Emrederse bir kulunu taş eder
Hak isterse yaz gününü kış eder
Ahmak ne zanneder yazda hüner var
Der İhsanî ah edüben inlesen
Bu sözleri erbabına söylesen
Hakikatte eğer derin diynesen
Fehmeylersin her bir sözde hüner var."
Belki Reyhani'den okur;
"Demedim mi gönül kalkıp yürüme
Bir gün yollarını harami bağlar
Dertliysen derdini dertsize deme
Dertsiz hekim olsa yara mı bağlar
Yazılan kaderdir başa gelince
Suç sende ayağın taşa gelince
Kudretin damlası coşa gelince
Onu bent mi eyler dere mi bağlar
Oku sayfasını geçen çağların
Yaprağı dökülmüş nice bağların
Adeti böyledir yüksek dağların
Aslı'ya yol verir Kerem'i bağlar
Ben de Reyhani'yim susuz pınarım
Damlam coş ederse olmaz kenarım
Öldüğümü duysa o nazlı yarim
Bilmem al mı giyer kara mı bağlar."
202202271327Bizim köyün güzel bir imamı vardı, Sedat Hoca. Bir gün ona telefon ettim "Köydeki arkadaşları kahveye topla geliyoruz" diye. Biz de Aşık Cemal Divani, Aşık Hüseyin Sümmanioğlu, Prof. Dr. Selahattin Turan, Rasim Köroğlu ve ben yola çıktık. Kar, kış bir akşam vakti köye vardık.
Köyde kahvede Aşıklar Şöleni yapmıştık. Rasim sunuculuğunu yapmıştı, Selahattin Hoca da aşıkların toplumdaki önemini anlatmıştı.
Dönüş de gece yarısı oldu tabi. Benim arabanın bir motoru çalışıyor, başka hiç bir yeri faal değil. Sis, kar, yağmur bir taraftan. Yollar zaten viraj dolu, bir yanımız uçurum. Kalorifer çalışmıyor soğuk. İçeride cam buhar yapıyor, Rasim'in elinde havlu silmeye uğraşıyor. Silecekler zaten çalışmıyor, yolu görmek neredeyse mümkün değil. Allah'tan araba ile yol birbirini biliyor da öylesine gidiyor. Bu arada yedek lastik de yok ama bunu da sadece ben biliyorum. Cemal'den başka kimsenin sesi çıkmıyor gerçi. Hayatta hiç o kadar korkmamıştır. ?
Biz de bir seferinde Bursa'ya televizyon programı için gitmiştik, Cemal Divani hazırlayıp sunuyordu, ona misafir olmuştuk. Gece de bizi dağ başında bir yere yemeğe götürmüştü ama biz hiç telaşe yapmamıştık. ?
Bir zamanlar internet radyoları moda idi. Antalya'daki bir radyoya program yapıyordu Rasim. Hüseyin Sümmanioğlu Ağabey ile Cemal Divani Eskişehir'e geldikleri bir gün Rasim'in evindeki bilgisayardan başladı canlı yayın. Rasim anlatıyor, şimdi aşıklar size hoş geldin diyecek diye, onlar söylüyor. Sonra usta malı okuyacaklar diyor, onlar okuyor. Şimdi kendilerinden söyleyecekler diyor, söylüyorlar. Şimdi atışma yapacaklar diyor, yapıyorlar. Dinleyicilerden ayak istiyor, veriyorlar. Tam bir cümbüş. Gece saat bir buçuk olmuş, bağıra çağıra türkü, atışma var. Birden kalorifer borularına vurulmaya başladı ama nasıl vurma. Demek ki milletin canına tak etmiş, susun diyorlar. Rasim "ne var daha bir defa yapıyoruz" falan diye kendi kendini kandırmaya çalışsa da susmak zorunda kalmıştık. Otuz daireli binada her gün birisi böyle yapsa kimseye uyku olmazdı tabi.
Bunlar da hikayeli türkü ama Aşık Cemal Divani bunlardan hiç bahsetmez. ?
Divani diyor ki;
"Biz aşığız yâr yolunda yürürüz
Biz adım atarken diz incitmeyiz
Biz zerre içinde kürre görürüz
Biz ağlarken bile göz incitmeyiz.
...
Biz bülbülüz viranede ötmeyiz
Biz haksızın tarafını tutmayız
Biz aşk ocağına odun atmayız
Biz kendimiz yanar köz incitmeyiz.
...
Biz Cemal Divani yurda hisarız,
Biz Taptuk, Yunus'tan kalan eseriz,
Biz perdeye kalbimizde basarız,
Biz mızrap vursak da saz incitmeyiz."
Bir şiirinde de bunları yapmazsak gelenek ölür diye yazmış, onu okuyalım.
Takip edemezsek ecdat izini,
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm.
Tutamazsam ustaların sözünü,
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm.
Divan ile kurulmazsa meydanım,
Semaiyle yol bulmazsa erkanım,
Tükenirse müstezatım, destanım,
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm.
Varsağıda dağlar ayaz olmazsa,
Koçaklama beni duyan olmazsa,
Uyak kafiyeye uyan olmazsa
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm.
Koşmanın içinde firak yok ise,
Lebdeğmez yazmaya merak yok ise,
Yeni talep taze çırak yok ise,
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm.
Musammat, murabba, sicillemesi,
Tecnisin, cinasın bilinmemesi,
Ey Cemal Divani sözün ötesi,
Hem gelenek ölür, hem ben ölürüm."
Aşık Yaşar Reyhani 1978 yılında Bursa'ya gelmiş. Bir kahvede toplanmışlar, Cemal Divani de orada. Reyhani usta çalıp söylüyor. Divani'den bahsediyorlar Aşık Reyhani'ye. Reyhani Ağabey'de "senin ustanı sever ve takdir ederim. Ondan bir kafiye aç, ben de nazire yapayım" diyor. Bu atışma o günden.
"Divani
Dur usta Reyhani sual eyliyim
Devrolan yıllarda neyi aradın
Destur varsa bu deryayı boylayım
Turnasız göllerde neyi aradım
Reyhani
Aşıkların aramakmış muradı
Han olmayan yerde kervan aramış
Mecnunların Leyla imiş muradı
Koca can mülkünde canan aramış
Divani,
Yaşın yetmiş oldu halen naçarsın
Kitli saray kapısını açarsın
Elli yıldır kanat çırpar uçarsın
Dönülmez yollarda neyi aradın
Reyhani
Zarar dünyasında kâr bulamamış
Yapraksız dallarda bar bulamamış
Gece uyuyacak yer bulamamış
Üstelik bir yırtık yorgan aramış
Divani
Desem doğrusunu beni kınarsın
Katresi sayılmaz coşkun pınarsın
On beş yaşlarından beri yanarsın
Ocaksız küllerde neyi aradın
Reyhani
Derviş iken niyazında nazında
Bir gaip dost bulmuş dert emrazında
Bin derya gizliyken mimin gözünde
Kurumuş çöllerde umman aramış
Divani
Umutların arzusunu bulmadı
Çiçeği devşirdin kovan dolmadı
Atmış yıl çalıştın yuvan olmadı
Yapraksız dallarda neyi aradın
Reyhani
Çok kısa menzile hiç varamamış
Otsuz dağda koyun otaramamış
Nefsi emmareden kurtulamamış
El içinde yakşı yaman aramış
Divani
Sevda ocağında köz bırakmadın
Hedefi vuracak göz bırakmadın
Daha söylenecek söz bırakmadın
Bu ahraz dillerde neyi aradın
Reyhani
Aşığın gözünde bir mihnet gizli
Bir mihnette bin bir fazilet gizli
Bir saniye içinde kainat gizli
Kısa ömre uzun zaman aramış
Divani
Ferhat gibi şirinine everken
Mansur gibi kendi sinen döverken
Mecnun olup bir güzeli severken
Leyla'sız çöllerde neyi aradın
Reyhani
Zerreyi yerinden oynatamamış
Damlayı ocaksız kaynatamamış
Bir tek kör keçiyi otaramamış
Veysel Karen gibi çoban aramış
Divani
Divani kıldığın ahu zar iken
Dağlar değil engin yerler kar iken
Bir derviş postunda gezmek var iken
Şu paslı tellerde neyi aradın
Reyhani
Aşık Reyhanide fert nedir bilmez
Yayla nedir bilmez yurt nedir bilmez
İki kere iki dört nedir bilmez
Dört kitap içinde ferman aramış.
Bunları niye yazdım, onu söyleyeyim.
Bu akşam Bursa'da saat 20.00 de, Barış Manço Kültür Merkezi'nde Aşık Cemal Divanî'ye Saygı Gecesi var.
Nuri Cihan Karataş, Sıtkı Eminoğlu, Zafer Kazancı, Doç. Dr. Erdem Özdemir ve Aşık Cemal Divani katılacak.
Vefalı insanlardan Allah razı olsun.
Dedem Korkut'un açtığı yolun bir yerinde duranlara, seyredenlere, dinleyenlere teşekkürle, minnetle...
Kısmet olursa bu yaz Divani'yi Eskişehir'e davet edelim, köye götürelim. Gündüz gideriz, hem araba da değişti zaten. ?
( Fotoğraflardan birisi Bursa'daki televizyon programı sonrası, diğeri de Rasim'in evindeki bahsettiğim geceden. Aşık Hüseyin Sümmanioğlu, Aşık Cemal Divani, Rasim Köroğlu -Rahmet olsun, Fatihalarla)

Comments powered by CComment

About the Author

Mehmet Ali Kalkan

More articles from this author

OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
SUYUN LİSANI
Suyun lisanı vardır. Hatta lehçelere de ayrılır su, zaman zaman…Büründüğü renge göre anlayabilirsiniz kullandığı dili. Dalgalarına da bakınca ruh dünyasını tahlil edebilirsiniz. Su…Hayatın çözülemeyen sırlarından birisi. Yerine başka bir varlığın asla tercih edilemeyeceği baş tacımız. Olmazsa...
İnstagram Hesabımıza Bekliyoruz
https://www.instagram.com/edebiyatdunyamizcom/
prev
next

Vatan sevgisinin ideolojik boyutuna bakıldığı zaman, Arif Nihat'ın samimi bir Turancı olduğu rahatça görülür. Ölümünden üç yıl önce kendisine sorulan bir mülâkat sorusuna verdiği şu karşılık son derece nettir: "İngiltere Turancı'dır, İsrail'liler de öyle. Bütün bunlar içinde ben Turancı olmuşum, ne çıkar? Hatay, Hatay dedik Hatay'ı aldık. Hatay demek Turancı'lık yapmak demekti. Bugün de Kıbrıs, Kıbrıs diyoruz ve mis gibi Turancılık yapıyoruz. İnşallah onu da alırız. Benim daha nice Turanlarım...

Kaanûnî Sultan Süleyman Hân’ın vefâtı üzerine kalemine sarılan “Sultânü’ş-şuarâ” Bâkî, hâlâ dilimizdeki lezzeti kaybolmamış o nefis Mersiye’sinde, şu beyiti de, Türk Edebiyâtı Müzesi’ne armağan ediyor: “Gün toğdı Şâh-ı Âlem uyanmaz mı hâbdan Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-tınâbdan” [Güneş doğdu, Cihân’ın Pâdişâhı (Kaanûnî Sultan Süleyman Hân) uykudan uyanmayacak mı? Çevresi Gökyüzü genişliğinde olan çadırından dışarı çıkıp görünmeyecek mi?]

Mecnun Leyla’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldı. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise, geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve onun tek derdi ise, geriye dönmekti. Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geriye döner geldikleri köye yani yavrusunun olduğu yere doğru giderdi.

Arap Şükrü Sokağı, sabah akşam değiştirmediğim güzergâhımdır. Eskiden kışları yerler biraz kaygan ve çamurlu olurdu ama öğleye varmadan çabucak temizlenirdi. Şimdi de öyle, esnaf her sabah sulayıp süpürüyor sokağı. Köşedeki meşhur eski balıkçı ve sıra sıra meyhaneler, yıllar geçse de değişmeyen tek görüntüsü sokağın.. Eskiden buradaki esnafların bazısı Rum, bazısı Yahudi, bazısı da Ermeni ve Müslüman imiş… Şimdi çok az kalmış eski sâkinlerden. Yahudilerin birçoğu zengin olunca başka semtlere...

Benim üçkağıtçı bir arkadaşım var. Kırık - çıkık, boyun- bel fıtığı gibi rahatsızlıkların tedavisiyle ilgilenir. Tedavi etmeyi nereden öğrendi bilmem ama müşterilerinin arasında popüler insanlar vardır. Magazin hayatında boy gösterenler, üst düzey elemanlar, tanınmış kişler müşterileri arasındadır. Onlardan aldıkları kartlarla kapıları açar. Kendisini hangi meslek mensubu olarak tanıtırsa inanırsınız.

Dünyamızda büyük diller arasında yıllardır süren ve son zamanlarda etkisini iyice artıran yoğun bir savaş vardır. Bu savaş bazı dillerin hızla yayılmasına, bazılarının önemini kaybetmesine, bazılarının da yok olmasına neden olmaktadır. Eskiden açık ve yok edici biçimde yürütülen dil savaşları günümüzde derin ve sessiz olarak sürdürülmektedir.

Bir Medeniyetin Mimarı Ölümsüz eserleri, sanatları ve sözleriyle Anadolu’yu aydınlatanlar , Anadolu’ya Türklüğün değişmez damgasını vurarak, onu ebediyyen Türk vatanı yapanlar arasında eşsiz mimar Koca Sinan ’ı onaltıncı yüzyıl için örnek göstereceğiz. İstanbul’daki Şehzade Camii’nden Edirne’deki Selimiye’ye kadar gökyüzünü kubbe kubbe yere indiren, sonra da yayından fırlamış bir ok gibi minare minare gökyüzüne ağan medreseler, kitaplıklar, imaretler, hastahaneler, türbeler, sebiller,...

Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul'da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih'in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif'tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif'in doğum tarihidir. Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık...

“Bin dokuz yüzlü yılların başı. Türk tarihinin hüzün dolu yılları da denilebilir bu yıllara... Koskoca imparatorluk çökmüş ve onun düşmanları en iyi payı alabilmek için hiç zaman kaybetmeden, bütün güçleriyle saldırıya geçmişler. Türk insanının elinde avucunda kala kala küçük Anadolu toprak­ları kalmış. Fakat düşman ona da razı olmamış. "Türklerin elinde hiçbir şey kalmamalı. Onların yeri Asya bozkırları. Türkleri oraya sürmeliyiz." düşün­cesiyle acımasızca saldırmışlar. Yemen'de,...

Geçmişinde imparatorluk tecrübesi olan milletlerin ortak kaderidir göç. İnsan, kendi isteğiyle, kök saldığı topraklardan başka bir coğrafyaya kolay kolay gitmek istemez. Gitmek zorunda kalırsa da çoğu kez yanında hatıralardan başka bir şey götüremez. Talihli insanlar için bu hatıralar, yeni bir dünyada hayata tutunmanın can simidi olabilirler. Ya talihsizler için, ya çocuklar için? Ya annesini babasını, bir tek teyzesi dışında, bütün akraba ve tanıdıklarını kaybettikten sonra, çocukluk...

İnsân! Gündüz yürürken diri, uykuda ölü... İnsan! Nefsiyle ölü, gönlüyle diri... İnsan! Bir elinde aklı, diğerinde kalbi... İnsan! Geçmiş ve geleceğin tam ortasında biricik şimdi! Ve insan Hakk(ın) yolcusu bu âlemde! Hakkın sûreti!

Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça Ağabey'e yakışan bir tarifti bu. Bu hafta Alaeddin Yavaşça'dan bahsedelim kısmet olursa. Bir sanatçı nasıl yetişir, nasıl olur, nasıl olmalı. Söylediği şarkıları dinleyelim. Kulaklarımız temiz sesler duysun.

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech