Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Prof.DR. Hilmi ÖZDEN">
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)
Bunu okudun 0%

memluklar

memluklar
XIII. yüzyıl başlarından itibaren dağınıklıkları ve gittikçe daralan imkanları nedeniyle hayat şartları zorlaşan Kıpçaklar, özellikle kıtlık ve hayvan hastalıklarının baş gösterdiği yıllarda, Deşt-i Kıpçak’ta İslavların da etkisiyle eski tarihlerden beri devam ede gelen bir geleneğe uyarak sıhhatli ve gürbüz çocuklarını para karşılığında başka müreffeh ülkelere göndermeye başlamışlardır. 

Mısır’da Eyyubi devleti askeri gücünü yabancılardan sağlamak durumunda kaldığı zaman, Deşt-i Kıpçak’tan ve Kafkaslardan getirilen Kıpçak, Oğuz, Çerkez gençlerini özel kışlalarda eğitmişlerdir. İşte bu dönemden başlayarak Suriye ve Mısır’a önemli ölçüdeki Kıpçak delikanlısının girerek orduda görev aldığı anlaşılmaktadır. Nihayet bu bölgeye bu şekildeki Kıpçak akını 1250 yılında Mısır’da kurulan Memlük Türk Sultanlığı döneminde doruğa ulaşmış ve bu Türk Sultanlığında idare Kıpçakların eline geçmiştir. 

XII. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak özellikle XIII. yüzyılın başlarında tıpkı Suriye ve Mısır’a gelen Kıpçaklar gibi Hindistan’a da köle tüccarları vasıtasıyla “Memluk” olarak Kıpçak menşeli önemli ölçüde nüfus girmiştir. (Gökbel 2000: 134-135)

İslam devletleri içerisinde Abbasi halifeleri Memun (813-833) ve Mütasım (833-842) ilk defa olarak Türkleri getirip askeri birlikler oluşturdular. Onların Acemlerle evlenip bozulmamaları için Samarra şehrini kurup geniş mal ve mülk verdiler ve Türk kızlarını da getirterek onlarla evlendirdiler. Hatta bu birlikleri oluşturan kimselere maaş bile bağladılar. (Yavuz 2002:19) 

Mısır ve Suriye’de devlet kuran Eyyubiler de Kıpçak Türklerinden satın alıp getirdikleri çocukları sıkı bir eğitim ve terbiyeye tabi tuttuktan sonra devletin idari kademelerinde görevlendirdiler. Memlükler Haçlılara karşı Eyyubi ordusunda büyük görevler aldılar. 1250 yılında Eyyubilerle Memlüklerin arası açıldı. Aybek komutasındaki Memlükler 30 Nisan 1250 tarihinde devletlerini kurdular. Mısırda kurulan bu devlet iki dönemde incelenir. a) Bahri Memlükler (1250-1382), b) Burci Memlükler (1382-1517). (Yavuz 2002: 20) Memlükler, 1250-1517 yılları arasında Mısır, Hicaz, Suriye, Filistin ve Güney Anadolu’nun bir kısmında hüküm sürmüş bir İslam devletidir. Kaynaklarda hükümdarları daima “Mülük’üt-Türk” (Türk Hükümdarları) diye anılan bu devletin sahiplerine çok sonraları “Türk Memlükleri” adı takılmış, zamanımızda da “Türk Kölemenleri” (Mısır Kölemen Devleti) denilmiştir. Halbuki başlangıçta para karşılığı hizmete alındıkları için “Memlük” olarak gösterilen fakat büyük idareci, kumandan ve nihayet hükümdar olan bu insanların gerçek kölelikle ilgileri yoktur. Esasen Arapça Memlük kelimesine bu mana sonradan yakıştırılmıştır. Bu dilde köle’nin tam karşılığı “abd”dır. Bu itibarla “Kölemen Devleti”, “Memlük Sultanları” gibi deyimler yanlıştır. Üstelik Devletin adı da Ed-Devlet’üt-Türkiya veya Devlet’ül-Etrak (Türk Devleti)dir. (Kafesoğlu 1988: 182,383)

Osmanlı döneminde ise Kafkaslardan Osmanlı sarayına getirilen gençler sadece ailelerin teşviki ile değil Rusların, Cenevizlerin, Venediklerin eliyle de getirilmiştir. XIII-XV. yüzyıllar arasında Abhazya sahilleri Ceneviz kolonileri haline geldi. Cenevizliler Abhazya kıyılarında büyük ticaret yapıyorlar, atölyeler kuruyorlardı. Cenevizliler müthiş birer tacirdi. Ellerinden hiçbir şey kaçmıyordu. Hatta insan ticareti (köle ticareti) de onların en iyi bildiği işti. Bazen, bu köleleri satın alıyorlar ama çoğunlukla kaçırıyor, denizin ötesine götürüp satıyorlardı. En çok da genç, güçlü delikanlılar ile güzel kızlar kaçırılıyor yüksek fiyatlarla satılıyordu. Abhaz halkı defalarca Ceneviz kolonilerine karşı kılıç sallamıştı. Bu köle ticaretinin kendilerini yok ettiğini, bitirdiğini anlıyorlardı. XV. yüzyıl sonlarına doğru bir avuç Abhaz şu güzelim ülkelerini soyup soğana çeviren sömürgecileri ülkelerinden kovmayı başardılar (Beygua 2000:43).  Özellikle Ruslarla yapılan savaşlarda sürekli nüfus kaybeden Kafkasyalıların kendi aleyhlerine olan köle ticaretini desteklemeleri mümkün değildi. Onların en küçük eli silah tutan çocuktan genç kızlara kadar her ferdine Ruslara karşı savaşta ihtiyaçları vardı. 

Mısır Çerkes Memlükleri Üzerine Faruk Sümer’in Görüşleri:

1382 yılında Seyfeddin Berkuk Memluk sultanı oldu. Berkuk Çerkes asıllı idi(ölümü 1399). Kendisinden sonra da bir iki istisna ile, Çerkes asıllı emirler sultan oldular. Fakat Türk kültürü bakımından değişen hiçbir şey yoktu. Çerkes Sultanları da Türk Kültürüne bütün güçleri ile sarıldılar ve devletleri sona erinceye kadar, Türk kültürünü korudular. Kendilerine Türk diyorlar ve Türk denilmesini de istiyorlardı. Çerkes Memlükleri de Türkçeye, Türk edebiyatına çok değer vermişlerdir. Mesela Çerkes Memlüklerinin ilk hükümdarı olan Meliküz-Zahir Berkuk’un rakipleri ile mücadele ettiği esnada dünyaya gelen oğluna Bolgak yani “Karışıklık” adını koymuştu. Bolgak da eski bir kelime olup Orkun kitabelerinde görülür. Erzurumlu Darir’in Siyerün – Nebi (Hazret-i Peygamber’in Hayatı) adlı eserini Sultan Berkuk’a takdim ettiğini biliyoruz. 

Türk asıllı tarihçi el-Ayni Berkuk’tan sonra sultan olan el-Müeyyed Şeyh ile Bars Bay’a geceleri tarih kitabı okuyor ve okuduklarını sultanlara Türkçe açıklıyordu. Çünkü hükümdarlar öyle arzu ediyorlardı. 1421 yılında sultan olan Çerkes asıllı Tatarın Türkçe kitaplardan oluşan bir kütüphanesi vardı. Çünkü Sultan Seyfeddin Tatar Türkçe kitap okumaktan büyük zevk duyuyordu. 

Yavuz Sultan Selim’in “Koca Çerkes” dediği Sultan Kanı Sav da (ölümü: 1516) Türk edebiyatını çok seven bir hükümdardı. Bu sultanın adı bugüne kadar her yerde “Kansu” veya “Kansuh” şeklinde okunmuştur. Bunlar Türkçe kanı sav’ı yanlış okumaktan ortaya çıkmış isimlerdir. Kanı sav, kanı temiz, kanı halis demektir. Sav g-v değişmesi ile “sag” kelimesinin aldığı şekildir. 

Sağ kelimesi sağdan başka iyi, temiz, halis sağlam ve daha bazı manalara geliyordu (Divanu Lugati’t-Türk’ün dizinine bk. S.480). Alp Arslan ve Melik Şah devrinin büyük kumandanlarından Sav Tigin’in isminin de böyle izah edilmesi gerekir. Sav Tigin, özden prens, halis prens şeklinde bir mana taşımaktadır. (Sümer 1990: 5)

Kanı Sav’ın İranlı büyük şair Firdevsi’nin Şahnamesini Türkçe’ye çevirdiğini biliyoruz. Kendisinden önce ve sonra hiçbir Türk hükümdarı bu eseri Türkçe’ye döndürtmemiştir. O, katına gelen Türkiyeli ve Orta Asyalı şair, edip ve ilim adamlarına da yakın bir ilgi gösterip onları himaye ve hizmetine alıyordu. Kendisi de Türkçe şiirler söylüyordu. Halbuki, Selim’in Türkçe hususunda Kansuh gibi himmet gösterdiğini bilmiyoruz… Müverrih Hammer 24’lü Oğuz boy teşkilatının Mısır Memlüklerinde 24 bey olarak devam ettiğini söylüyorsa da böyle bir keyfiyet ancak XVI. Yüzyıl başlarında görülmektedir. Filhakika Kansuh-ul Gavri devrinde mukaddem beğlerin sayısı 24 idi. (Sümer 1972: 170, 210)

Faruk Sümer, Memlükler ve Türk Tarihi isimli araştırmasını şu sözlerle noktalar: “Çerkes Memlükleri de Türk kültürüne bağlı kaldıkları gibi onun gelişmesine de hizmet etmişlerdir. Bu sebeple onlara karşı saygı ve sevgi duymamak mümkün değildir. Esasen eski zamanlardan beri Türk toplulukları ile birlikte yaşamış olan Çerkesleri Türk ağacının bir dalı kabul etmek yerindedir.” (Sümer 1990: 6)

Mısır’da Türkçenin evreleri incelendiğinde: 

  1. Asıl Memluk Kıpçakçası
  2. Kıpçakça-Oğuzca karışık bir diyalekt
  3. Anadolu Türkçesi, 

Memluk Kıpçakçası, XV. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren tamamen Oğuzcalaşmış; Sultan Kayıtbay, Muhammed bin Kayıtbay, Kansu Gavri, Yaş Bek ve Nasır… Şiirlerini hep Anadolu Türkçesi ile yazmışlardır. Bunlardan başka Arapça ve Farsçadan da bir çok eser Anadolu Türkçesine tercüme edilmiştir. 

Sultan Kayıtbay’a (1468-1495) ait dini bir şiir: 

            Ben bir derviş idüm, ehl-i münacat: Allah Allah!

            Dilüm tesbih okur, işüm ibadet: Allah Allah!

            

            

Seccadem çignümde, aşam elümde: Allah, Allah!

            Yani had yürürem sahib-i keramet: Allah Allah!

            

            Bir ay yüzlü beni yoldan apardı: Allah Allah!

            Ne din kodı bize ne had ibadet: Allah Allah!

            

            Dilüm tefsir okur medreselerde: Allah Allah! 

            Kolum kadeh tutar, işüm harabat: Allah Allah!

            

            Bıraguram hırkamı çagıruram: Allah Allah!

            Kem gördi bu dünyada aşık selamet: Allah Allah!

            

            Ya KAYITBAY tevbe kıl gönehlerinden: Allah Allah!

            Meger Hak gele bize inayet: Allah Allah!

                                                           (Yavuz 2002: 23)

 Faruk Sümer Hoca “Türkçe konusunda Selim’in himmet gösterdiğini bilmiyoruz” dese de

Yavuz’un meşhur

“Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan,

Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek”

dizelerini bilmeyen yoktur. 

Gavri’nin Anadolu Türkçesi’yle yazdığı şu şiirle okuyucuları baş başa bırakıp Tarihdeki devlerin şimdi Uçmak’da birbirleriyle sohbet ettiklerine iştirak etmek gerekir, diye düşünüyorum: 

            “Hakayık madenine kan Muhammed

            Dekayık dürrine umman Muhammed

            

            Yazuklu ümmetin şem’u çerağı 

            Delil ü hüccet ü burhan Muhammed

                        

            Günehkar ümmetün baht-ı sa’idi

            Şefa’at tahtına sultan Muhammded

 

            Senün hakkındadur levlake levlak

            Sen oldun saye-i Sübhan Muhammed

            

            Senünle tutdı revnak din ü dünya

            Sen oldun şule-i iman Muhammed

            

            Sen ol şehsin ki senün mu’cizatun 

            İdüpdür şak meh-i kaban Muhammed

            

            Sahabiler kiramü’n-nas olupdur

            Ebübekr-ü Ömer Osman Muhammed 

 

            Ali’dür birisi ol ibn-i ammun

            Bular yoluna virür can Muhammed

            

            Bularun ruhına yüz bin tahiyyat

            Çalab’dan rahmet ü gufran Muhammed

                        

            Şeha GAVRİ’ye sen kıl şefaat

            Ki sensin derdine derman Muhammed

            

            Senün fazluna tutmışdur ümidi

            Çün oldun rahmet-i Rahman Muhammed.”       

(Yavuz 2002: 79-80)

 

 

KAYNAKLAR:

Beygua, V. (2000). Abhazya Tarihi (Çeviri: P. M. Tuna) as yayın, İstanbul.

Gökbel, A. (2000). Kıpçak Türkleri, Ötüken Yayınevi, İstanbul. 

Kafesoğlu, İ. (1988).Türk Milli Kültürü, Boğaziçi Yayınları 5, Baskı. İstanbul. 

Sümer, F. (1972). Oğuzlar (Türkmenler), 2. Baskı, DTCF Yayınları, Ankara. 

Sümer, F. (1990). Memlükler ve Türk Tarihi. Türk Dünyası Tarih Dergisi, Ekim’90, s.5-6. 

Yavuz, O. (2002). Kansu Gavri’nin Türkçe Divanı. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yayınları: 2, Konya.

Comments powered by CComment

About the Author

Prof.DR. Hilmi ÖZDEN

More articles from this author

“NEVÂÎ TARZI”NDA KUŞLARLA YOLCULUK
Aşkın lisanıdır kuş dili. Manayı gizlemek için aşksızlardan, kuşlarda sır olmuştur. Yedi gök altında, yedi deniz üstünde yedi vadiyi aşmak ve Kaf dağına ulaşmak için çırpınanların dilidir. Peki bu maceraya “talip” olan kuşların içinde hangisidir ruhumuz? Ten kafesimizin içindeki can kuşu; talibi...
TARİH GEZGİNİ-24: GASPIRALI’NIN GÖZÜYLE “YENİ YIL BAYRAMI”
Yılbaşını bilmem ama her yılın sonunda çocukluğumdan beri süregelen “Yılbaşı kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı?” tartışmalarının ülkemizde bir gelenek hâline geldiğini söyleyebilirim. Şayet Gaspıralı İsmail Bey’e kulak vereceksek bu tartışmanın bir tarafı olmaktan ziyade -evvela- bütün ön...
OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
prev
next

Her edebî ürün belirli bir zamanın ve sosyal şartların neticesi olarak tezahür eder. Bu gerçek- lik sözlü kültür verimleri için çok daha fazla bir anlam ifade eder. Zira sözlü kültürün ve edebiyatın müstesna örneklerinden olan halk hikâyeleri toplumsal ve sosyoekonomik düzendeki bir değişim ve kırılmanın neticesi bir başka ifade ile yeni bir düzenin yeni edebî verimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu makalede yerleşik yaşam ve kültürün edebî verimi olarak karşımıza çıkan halk hikâyelerinde, bir imaj...

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en fazla üzerinde durulan ve ne yazık ki giderek popülerleşen eseri Huzur , daha ziyade, toplumumuzdaki mecburi kültür değişmelerinin doğurduğu kimlik buhranlarının yansıtıldığı bir roman olarak dikkatlerimizi çekmiştir. Bu yöneliş bizim açımızdan kaçınılmaz olmakla birlikte, daima gözümüzün önünde duran sorunlarımızın ağırlığıyla, Huzur ’da çok önemli bir yer işgal eden ebedî saadeti arayış ve fizikötesi yaşam boyutuna yönelme gayretine ilişkin mistik çırpınışları...

Değer , ‘sosyal hayatta bir varlık, bir nesne, bir faaliyet vb’ne tanınan önem yahut üstünlük derecesidir. Değer, ‘hayata kattığımız anlam ve ona verdiğimiz üstün niteliktir, meziyettir, kıymet…tir.’ belli bir anlamda da. Kişi, dürüstlüğü oranında toplumdaki değerini arttırır ya da düşürür. Bu, belli değer yargısı ile değer bilir kişi/kişilerce belirlenir. Değer yargısı nı toplum hayatı belirler. Ahlak anlayışı , bunun tamamlayıcısıdır. Kişi bu değerlere değer verdiği sürece kendine ve de...

Ömer Faruk Dere İNKILAB YAYINLARI Asırlardır uygulanan ve günümüzde de pek çok kurum çatısı altında veya atölye dersleriyle devam eden meşk sistemi pek çok yönden üstünlükleri olan etkili bir eğitim metodudur. Bu kitap hepimizin yetiştiği meşk sistemine alternatif olarak değil meşk murakkaalarını şerh etmek ve eğitime yardımcı olmak gayesiyle hazırlanmıştır.

Orhan Veli komik bir insandır. Yeri geldiğinde bunu şiirlerine yansıtmaması da olanaksızdır. Hafızası çok güçlüdür Orhan Veli'nin. Arkadaşlarının mektep numaralarını, telefon numaralarını, yolculuk - taşınma - eğlence gibi irili ufaklı olayların tarihleri unutmadığı şeyler arasındadır. Okuldayken yerbilimi kitabının birçok bölümünü ezbere bilirdi. Keyifli anlarında yanındakileri şaşırtıp güldürmek için iki yüz - üç yüz kadar baharat adını, elli - altmış kadar balık adını sayardı.

Türk edebiyatının yaptıkları ve yazdıklarıyla iz bırakan şahsiyetlerinden biridir Abdülhak Hamit Tarhan(1852-1937). Hayatının en küçük ayrıntısı bile yüzlerce sayfalık romana, saatlerce sürecek bir filme dönüşebilecek kadar sarsıcı ve çarpıcıdır. Her şeyden önce o, esaret gerçeğinin yakıcılığını annesinin şahsında yaşamış ve içselleştirmiş bir bireydir. Tanzimat dönemini öğrencilerime anlatırken yaptığım genellemelerden biri şöyledir: Annesi küçük yaşta bir şekilde Kafkasya’dan geldiği için...

Türk dünyası dil, edebiyat ve kültür tarihinin anıt eserleri arasında yer alan Kutadgu Bilig üzerine günümüze kadar çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaların son yıllarda da artarak devam etmesi ve yapılan her bir çalışmanın yeni çalışmalara kapı açması, eserin zenginliğine ve Türklük araştırmaları için önemine işaret etmektedir. Eser üzerine gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında her geçen gün ortaya çıkan yeni bilgiler göstermektedir ki Kutadgu Bilig , üzerinde çok daha uzun yıllar...

Sevgili üstadım, 1975 yılında vefat ettiğinde ben on üç yaşındaydım. Kendi kaderine terk edilmiş ücra bir köyde doğup büyüyen bir çocuktum. Köylü bir çocuk olmamın yanısıra gurbetçi bir babanın da oğluydum. Bu nedenle sizinle yüz yüze görüşmek, tanışmak imkânsızdı. Yaşadığım yer, zaman ve olanaksızlıklar bana bu fırsatı vermemişti. Yazık ki sizi o güne değin eserlerinizden dahi tanıma olanağım olmadı.

Türk kozmogenisinde güneş, hilal ve yıldızın önemli bir yeri vardır.Bu yüzden güneş, hilal ve yıldız, proto- Türklerden başlayarak Göktürk, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Türk sembolleri arasında kullanılmıştır.Kaya resimlerinde ve Göktürk paralarında bu üç timsali görmek mümkündür. Oğuz Kağan destanında geçen; ’’Daha deniz daha müren Güneş bayrak gök kurıkan’’ söyleyişi bunun kanıtıdır. Oğuz Kağan burada, ’’Daha deniz, daha ırmak.Güneş bayrağımız, gökyüzü çadırımız olsun.’’...

Olduydu, olmadıydı; uyduydu, uymadıydı; olacaktı, olabilirdi aslında, olmalıydı; şöyle/böyle yapsaydık; böyle olduğunu/olabileceğini hiç hesap etmemiştik; aslında öyle değildi; keşke biraz direnseydik; acaba sonuç nasıl oldurdu ki; ama elimizden geleni yaptık ki … Uzadıkça uzar bu mazeretler. Bahanenin sonu yok. İstediğimiz kadar uzatabiliriz. Haksız olmamıza hiçbir sebep yok elbet. Haklı olan, hep, biziz aslında(!). Biz yapmadı(ydı)k. O öyle(!) oldu(ydu); onu öyle yaptı(ydı)lar(!). Bizim hiç...

Temel bir düşünme alanı olarak felsefenin diğer dsiplinlerle olan ilişkisi her dönem tartışılagelmiştir. Çünkü felsefeyi bu alanlardan birine indirgemeden ya da bu alanları felsefenin nesnesi yapmadan bir ilişki kurmak çoğu zaman mümkün olmamıştır. Örneğin, kimi dönemlerde felsefe dine, sanata ya da bilime tâbi hale getirilmeye çalışıldığı gibi kimi zamanda sanat, din ya da bilim, felsefi sansüre maruz kalmıştır. Felsefe-sanat ilişkisi bunlardan belki de en problematik olanıdır. Sanatta da...

Eskişehir'den çıkarken radyoda bir türkü çalınıyordu; "Kaleden iniş m'olur, Ham demir gümüş m'olur, Evvelden ikrar verip Sabaha dönüş m'olur..." Sonra bir başka türkü, "Evvelim sen oldun, ahirim sensin.." Ve biz bir araba ile kırk beş senelik gönül arkadaşlarıyla, gönül ziyaretleri yapmaya gidiyorduk. Gitmediğin yer vatan değildi. Hatıralar da vatandı. Gittiğimiz yerler adım adım, yol yol biliniyordu. Şu yol şuraya giderdi mesela. Şu yoldan şuraya gitmiştik. Şu köy falanın köyü.

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

Yılbaşını bilmem ama her yılın sonunda çocukluğumdan beri süregelen “Yılbaşı kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı?” tartışmalarının ülkemizde bir gelenek hâline geldiğini...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Bu iddialı sözün altında “Nâşir ve Muharrir İsmail Gasprinski” imzası var. Yani Türk dünyasının “dilde, fikirde, işte” birliğine hayatını vakfetmiş Gaspıralı İsmail Bey’in imzası…
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech