Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
Prof.DR. Hilmi ÖZDEN">
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)
Bunu okudun 0%

ertugrulgazi turbesi

ertugrulgazi turbesi
Bir kaç aile çocuklarımızla birlikte Osmanlı Cihan Devletinin kurulduğu yerleri görmek ve taze gönüllere, körpe dimağlara Söğüt’teki Vatan havasını tattırmak istedik. Hayati ÇETİN kardeşimizin Söğüt Belediye Başkanı Osman GÜNEŞ beyden aldığı randevu ile gezimize başladık. Osman Bey ziyaretimiz sırasında Söğüt Şenliklerinin başlangıcı, Ertuğrul Gazi ve Kayı boyu hakkında detaylı açıklamalar yaptı. Çocuklara verdiği kitapçıklar ve broşürlerle yanından ayrıldık. Daha sonra Söğüt Müzesini, Bilecik Üniversitesi sergisini gezdik.

Ertuğrul Gazi Türbesine yakın; Türkmen Başı Sapar Murat’ın yaptırdığı ve büstünün bulunduğu parktan geçtikten sonra Türbeye vardık. Ertuğrul Gazi Türbesini ziyaretimiz esnasında; Milli Mücadele’de Yunanlıların Söğüt işgalinde yaptıkları saygısızlığın izlerini gördük. Yunan askerlerinin kurşun izleri hâla duruyordu. Hatırlarsınız, Yunanlılar Ertuğrul Gazinin kabrini açmışlar, talan etmişlerdi. “Kalk koca Türk, evlatların ne halde gör, gel de onları kurtar” denilerek hakaret edilmişti. Tam o saatler de Yunan kralını besledikleri bir maymun ısırmış ve ölmüştü!

 Şimdi Şanlı Bayrağımızla beraber, Bağımsız Türk Cumhuriyetlerinin bayraklarının da süsledikleri mübarek kabirleri başından, aile ve silah arkadaşlarının da kabri şerifleri  yanından aziz ruhlarına fatihalar okuyarak ayrıldık. Türbe alanına yakın Türk büyüklerinin büstlerinin bulunduğu Tören alanı bulunmaktaydı.

Ziyaret ettiğimiz Çifte Minareli Hamidiye Camii ise 1903-1905 yıllarında Sultan II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştı.  Sultan II. Abdülhamid Han,  Büyük Atası Ertuğrul gaziye çok saygılıydı. “ Ertuğrul Alayı ” kurmuştu. Mahiyetindeki bu alayın askerleri Karakeçili gençlerinden oluşmaktaydı.

Yakındaki Küre Köyü, Koni tepedeki Dursun Fakih türbesi çevreye hakim görüntüsü ile muhteşem duruyordu. Dursun Fakih türbesine vardığımızda Ertuğrul Gazi’nin  Osman gaziye verdiği nasihati aklımıza geldi:

“Bak oğul! Beni kır, Şeyh Edebalı’yı kırma! O, bizim boyumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel O’na gelme! Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim; O’na karşı gelirsen gözlerim sana bakamaz. Baksa da görmez olur. Sözümüz Edebalı için değil, senceğiz içindir. Bu dediğimi vasiyetim say!”

Ertuğrul Gazi Mescidi (Kuyulu Mescit), Çelebi Mehmet Camii, Kaymakam çeşmesi diğer  tarihi eserlerdi. Kaymakamlık binası ön cephesindeki anıt ise Türk Gençliğine nasihatler ve bilmesi gereken ebedi şahsiyetlerin figürleri ile doluydu: Atatürk Anıtı; Anadolu’nun yeni dönemini temsil ediyordu. Bilge Kağan’ın “Üstte gök basmasa, altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir” sözleri ışık saçıyordu. Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Baktaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Nasrettin Hoca, Köroğlu ve Dadaloğlu gibi zatların kabartmaları yapılmıştı. Türk devletlerine ait figürler anıta  ayrı bir zenginlik vermişti. Atatürk’ün “ Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” veciz ifadesi de anıtta bulunmaktaydı.

Hamidiye Lisesi ile Dar’ul Eytam (yetimler yurdu) binaları ise tamir ediliyordu. Şenlik alanına geldiğimizde Türkmenistan, İskeçe yöresi ile değişik yörelerin Yörük ve Türkmen halk oyunları oynandı, Mehter Takımı Marşlar çaldı. Sunucunun İskeçe oyunları sırasında Balkan göçümüz ve Bosnalı yaşlı bir dededen naklettiği sözler izleyenleri duygulandırdı. Bosna’da Barış gücünde görevli Türk Birliği su dağıtırken Boşnak Türkü bir dede sudan iki şişe almak ister. Tartışma çıkar. Bunun üzerine dede der ki: “Birini evdeki çocuklar için aldım. İstediğim ikincisi ise bu su Türkiye Anavatandan gelmiştir. Öldüğümde yıkanan bedenime dökülsün dilerim.”

Şimdi Sayın Söğüt Belediye Başkanı Osman Güneş Beyin anlattığı ve verdiği kitapçıktan Şöleni ve Ertuğrul Gazi’yi dinleyelim, okuyalım:

“Moğol istilasıyla birlikte batıya sürüklenen Türk boylarından Kayı Boyu Karakeçili aşireti, 13. yüzyıl sonlarında Söğüt-Domaniç bölgesine gelirler ve yerleşirler. Beyleri Ertuğrul Gazi komutasında Bölgede "Önce toprak, sonra bayrak" felsefesiyle yurt tutmaya çalışırlar.

Her yıl yayla olarak yazları Domaniç'e giderler ve Eylül ayı itibariyle Söğüt'e geri dönerler. Ertuğrul Bey, yaylağı Domaniç’ten kışlağı Söğüt'e salimen dönmelerini, ahalisine "Etli bulgur pilavı" ikram ettiği bir toy ile kutlar.

728 yıl önce Ertuğrul Bey'in sağlığında bağlayan bu adeti Kayı Boyu, O'nun ölümünden sonra da "Ertuğrul Gazi'yi Anma ve “Söğüt Şenliği”, “Yörük Bayramı”, gibi adlarla anılan bu toyu büyük kadirşinaslık örneği göstererek ülkenin her yöresinden her yıl Eylül'ün ikinci hafta sonu akın akın Söğüt'e gelerek devam ettirmiştir.”

“Türk Tarihi ananesine göre Oğuz Han'ın Bozoklu kolunu oluşturan Günhan, Ayhan, Yıldızhan, Üç oklu Kolunu oluşturan Gökhan, Dağhan, Denizhan adında altı oğlu vardı. Ertuğrulgazi Bey Günhan soyunun derece sırasına yöre Kayı, Bayat, Elkaevli ve Karaevli boylarından Kayı Boyuna mensup Gündüz Alp'in oğludur. Bugünkü Türkmenistan'ın Merv ve Mahan bölgesinde yaşıyan ve 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'ya girdikleri sanılan Kayılar, Orta Asya’dan göç eden diğer Türk Boyları gibi önce Bir kültür ve Anadolu’ya yapılacak iskanların planlama merkezi konumunda olan Ahlat’a geldiler. Buradaki yer ve otlak darlığı nedeniyle kalabalık Kayı Boyu gurupları buradan ayrılarak göç yolları üzerinde Erzurum, Karahisar-ı Şarkı (yani Şehinkarahisar), Urfa, Sivas, Amasya, Ankara, Bozok (Yozgat), Kırşehir, Aksaray, Çorum, Kastamonu, Samsun, Çankırı, Bolu, Eskişehir, Konya, Bursa, Çukurova, Isparta, Burdur, Denizli, Muğla ve Aydın havalisine yayılıp yerleştikleri anlaşılmaktadır.

Rivayetlere yöre göç esnasında Kayı Boyu Beyi Gündüz Alp Fırat Nehrini geçerken atından düşüp vefat edince, bu olayı uğursuzluğa yoran oğullarından Sungur Tegin ve Gün doğdu Orta Asya'ya yeri dönme kararı aldılar. Gündüz Alp'in eşi Hayme Ana toplanan Toyda Beyin "Önce Toprak, Sonra Bayrak Sahibi Olmak" idealini hatırlattı. Urfa Siverek Karakeçili ile Suruç Bölgesinde de bir kısım Kayı aşiretleri kaldı. Hayme Ana ile oğullarından Ertuğrul Gazi ve küçük kardeş Dündar Bey 400 çadırlık kalan Kayı Aşireti ile yollarına devam ettiler.

1230 yılında Sivas Sürmeli Çukur'da konakladıkları sırada bilmedikleri bir savaşa tanık oldular. Türk zayıfın dostudur düsturuyla hareket ederek Moğollara karşı sayıca az olan Anadolu Selçuklu hükümdarı 1. Alaaddin Keykubad’ın ordusuna yardım ederek, savaşın seyrini değiştirdiler. Bu yaklaşım savaşı kazanan Alaaddin Keykubad’ın çok hoşuna gitti ve Ertuğrul Gaziye hil’at giydirdi. Ertuğrul Gazi'nin amacının Anadolu topraklarında yerleşmek olduğunu anlayınca, ona Ankara yakınlarında bulunan Karacadağ ve çevresini hediye olarak verdi(1230).

Daha verimli topraklara yerleşme arzusunda olan Ertuğrul Gazi, Alaaddin Keykubat’ın batı seferlerinde ordusunun akıncı kuvvetlerini oluşturuyordu. Suftan 1. Alaaddin Keykubad ile Eskişehir yakınlarındaki Sultanönü'nü kuşattılar. Ancak bu sırada doğuda Moğol ordusunun Anadolu topraklarına girmesi nedeniyle Sultan Alaaddin Keykubad kuşatmayı Ertuğrul Gazi Bey'e bırakarak süratle doğu seferine çıktı. Ertuğrul Gazi Bey mahiyetinde ki Kayı Boyu ile bu kaleyi ve sonrasında da Domaniç'i, Domaniç ile Pazaryeri arasındaki Ermeni Derbendi'ni ve Söğüt’ü aldı. Alaaddin Keykubat haberin kendisine verilmesi üzerine çok sevinerek; Ertuğrul Gazi Bey ve aşiretine Domaniç'i yayla, Söğüt'ü ise kışlak olarak verdi. Böylece Büyük Osmanlı Devleti'nin kökleri Söğüt'te atılmış oldu.

Osmanlı’nın ilk başkenti olacak olan Söğüt’e 400 çadırlık aşireti ife gelen Ertuğrul Gazi çadırını kurmuş olduğu söğüt çayı kenarına bugün kendi adıyla anılan mescidi inşa etti. İslam'ın güzel ahlak prensibini üzerinde bulunduran Ertuğrul Gazi, mescidi Rum mahallesine yapmakla 5 vakit namaza gelen Türkleri Rumların daha iyi tanımasını sağlamış, mescid içinde açmış olduğu kuyu sayesinde Rumların buradan su almalarına müsaade ederek Türklerin aslında savaş değil barışçıl ve yardım sever insanlar olduğunu sözle değil tavırlarla benimsetmiştir.

Yazları Domaniç; kışları da Söğüt'te geçiren Ertuğrul Gazi, Söğüt'e her dönüşte "Kazasız belasız geri döndüğünden yüce Allah'a şükranlarını sunmak üzere" Toy yani Şölen düzenlemiş, yardım severliğini ve büyüklüğünü gösterircesine bütün oba beylerini, halkını ve dost tekfurları bu şölene davet etmiştir.

Toy denilen bu toplantıya çağrılmamak gözden çıkartılmak, Toy'a çağrıldığıı halde katılmamak ise Bey'e isyan anlamıma geliyordu. Toylarda o yılın ürün değerlendirmesi, siyasi, kültürel ve sosyal ilişkileri gözden geçirilmesi, barış veya savaş kararları alınırdı. Toy boyunca halka yemekler verilir, güreş, cirit gibi oyunlar oynanırdı. Ertuğrul Gazi'nin sağlığında başlayan bu gelenek Onun vefatından sonra da bu güne kadar devam etmiştir. Bilecik tekfuru, Osmaneli Tekfur'u, Harmankaya Tekfuru onun bu insancıllığından etkilenip Ertuğrul Gazi ile iyi geçinen tekfurlardan birkaçıdır.

Ününü, Uç Beyi olarak daha da arttıran Ertuğrul Gazi'ye kendisi gibi Uçbeyi olan Akçakoca, Samsa Çavuş, Kara Tegin, Aykut Alp ve Konur Alp gibi tecrübeli kişiler tabi oldular. Böylece beylik daha da büyümeye başladı. 1279 yılında yaşlılığını öne sürerek bey- liği Osman Gazi'ye bırakmıştır.

Ertuğrul Gazi ve eşi Halime Hatunun; Savcı Bey, Gündüz Alp ve Osman Bey olmak üzere üç oğlu vardır. 1188 yılında doğan Ertuğrul Gazi. 1281 yılında Söğüt'te 93 yaşında vefat etmiştir.”

Anadolu’da Selçuklu ve Beylikler dönemlerinden sonra Söğütte filizlenen Osmanlı Cihan Devleti üç kıta, yedi denize uzanan Ulu bir çınar olmuştur. Bu çınarın toprakları, bugün Ertuğrul Gazi’nin Kabrinin etrafında birer el ayası kadar hatıra olarak durmakta idi. Demek kimi hasreti, kimi yaptıkları yanlışlardan özür dilemeleri ile Osmanlı hasretini bu şekilde ifade ediyordu. Söğüt’ten dünyaya hediye edilen medeniyet hatıralarda mı kalmıştı? Yoksa bu Vatan toprağında yeniden bir medeniyet sancısı filizlenecek miydi? Geleceği şüphesiz Alemlerin Rabb’ı bilir. Fakat şunu unutmamalıyız ki: “Takdiri ilahî gayrete aşıktır”.

Kaynak: 729. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri. .T.C. Söğüt Kaymakamlığı., Söğüt Belediyesi. Söğüt 2010. 

Comments powered by CComment

About the Author

Prof.DR. Hilmi ÖZDEN

More articles from this author

“NEVÂÎ TARZI”NDA KUŞLARLA YOLCULUK
Aşkın lisanıdır kuş dili. Manayı gizlemek için aşksızlardan, kuşlarda sır olmuştur. Yedi gök altında, yedi deniz üstünde yedi vadiyi aşmak ve Kaf dağına ulaşmak için çırpınanların dilidir. Peki bu maceraya “talip” olan kuşların içinde hangisidir ruhumuz? Ten kafesimizin içindeki can kuşu; talibi...
TARİH GEZGİNİ-24: GASPIRALI’NIN GÖZÜYLE “YENİ YIL BAYRAMI”
Yılbaşını bilmem ama her yılın sonunda çocukluğumdan beri süregelen “Yılbaşı kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı?” tartışmalarının ülkemizde bir gelenek hâline geldiğini söyleyebilirim. Şayet Gaspıralı İsmail Bey’e kulak vereceksek bu tartışmanın bir tarafı olmaktan ziyade -evvela- bütün ön...
OKYANUSTAN GELEN SES
Bir pazartesi  günüydü. Dersteydim. Planlamış olduğum konser repertuarımın eserlerinden  birini  seslendiriyorduk. Makam Rast idi . 
BURSA’DA BEN: ÇOCUK NARKİSSOS ve YAŞLIı DİONYSOS
Bursa’nın, benim çocukluğuma bellek mekânı olarak yerleşmesinin tarihi, 1940’lardır. 1939’da babam Yahya Hikmet Yavuz’un, Orhangazi kaymakamlığına atandığında üç yaşımı yeni sürüyordum. Bütün bir İkinci Dünya Savaşı boyunca orada kaldığımız için, evin ‘dışarısı’ olarak tanıdığım ilk mekân,...
KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN... (Aşık Cemal Divani)
Aşık Cemal Divani. Cemal Divani Erzurum'lu. Oltu'nun Duralar Köyünden. Köylüsü Aşık Mevlüt İhsani'nin çırağı. Cemal Divani günümüzün en iyi aşıklarından birisi. Aşıklar için şöyle diyor;
DERYÂYI SİM İÇİNDE ZÜMRÜT GERDANLIK
Bâb-ı Hümâyun… Sultan Üçüncü Ahmet Hân, güzel yüzünü ve mercan mevceli gözlerini annesi Râbia Gülnûş Emetullah Sultan’dan mı almış? Öyle olmasa ikindi güneşinin bu solgun saatinde varlığın orta yerinde dehrin gözleri gibi parlar mı bu çeşme? Asırlardır ebediyete akan bu sebil,...
prev
next

Türk dilinin gelişmesi ve yayılmasında büyük hizmetleri bulunan, bu uğurda ölümsüz eserler yazan ilk Türkçeci şairlerimizden Âşık Paşa’nın kimliğini oluşturan başlıca öğe, onun Türk diline verdiği önem olmuştur. 1272 yılında Kırşehir’de doğan Âşık Paşa, tanınmış mutasavvıf Baba İlyas’ın torunudur. Baba İlyas onüçüncü yüzyılın başlarında, birçok Türk bilginleri gibi Ortaasya’daki Horasan Türk bölgesinden Anadolu’ya göçmüş, Kırşehir ve çevresindeki Türkmen oymaklarının şeyhi olmuş, onlarla...

Türk kültür ve medeniyetinin her alanda soyut ve somut değerleri mevcuttur. Dünyanın her yerinde var olmanı gereği genel kabullere dayanır. Türk kültürü, Türkistan’da mayalanmış, yetkin ve olgun bir seviyeye yükselmiştir. Bu durum, beş bin yıllık bir zaman diliminde ‘’Türk Kültür Havzası’’ nda bir hayat alanı edinmiştir. Türkistan’dan doğan bu muhteşem kültür; Asya, Afrika ve Avrupa’da hâkim hâle gelmiştir. Askeri üstünlük, bir kasırga misali eser. Fetihler, kültürel yönden desteklenerek...

Gariptir... Beyşehir Eşrefoğlu Câmi minberi ve mihrâbı Osmanlı'nın en erken gördüğü düşlerden biridir. Şuracıkta duran Kubâd Abâd Sarayı'nın ihtişamına aldırmadan kendi molekülü içinde o sahih düşü tâbire koyularak yeniden bir medeniyet tasavvur etmek için aklının kuyusuna dalmış.

Köyümüzün yakınlarında bir Türkmen Baba Tepesi var. Tepede de Türkmen Baba'nın mezarı. O bölgenin en yüksek tepesi. Her yıl bu zamanlarda civardaki köyler toplanır, bir gün kararlaştırılır ve o tepenin eteğinde Hacet Bayramı yapılır. Yüzyılların geleneğidir bu. Salgın hastalık çıkmadan en son yapılan Hacet Bayramı'na on iki köy katılmıştı.

Ahmed Hamdi Tanpınar’ın en önemli denemelerinden biri olan Beş Şehir adlı kitabının ilk sayfası Ankara’yla başlıyor. Bu kitabın baş sayfasında şu cümleleri okuyoruz: “ Belki Milli Mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman silâhşörüne benzeyen kalesinin telkinidir; Ankara, bana daima dâsitanî ve muharip göründü. Şurası var ki, şehrin vaziyeti de buna müsaittir. Daha uzaktan gözümüze çarpan iki yassı tepenin...

Kolay ve bol yazabilenlere her zaman gıpta ettim. Bazan eski yazarların bır aktıklarına, bazan da şimdiki köşe yazarlarının her gün kaleme aldıkları na bakarak. Kolay yazmadan bahsettiğim için bu ifadenin arkasında kolay yazmanın küçümsenmesi gibi bir mana aranmasın. Ama gıpta etmekte, kıskanmaktan özenmeye ve imrenmeye kadar bilumum hayranlık ve hayret duygularını akınıza getirebilirsiniz. Eskiden böylelerine velûd kalem sahibi derlerdi. Şimdiki karşılığı herhalde doğurgan olmalıdır. Bu gibi...

Herkesin kıyameti kendine tufan , Yaşanan ızdırabın zehrine dayan , Yaşanmamışlıklarına yan da yan, Herkesin kıyameti kendine tufan..

Her bir dörtlüğünde bin bir anlam yüklü Emirdağ Türkülerini derleme çalışmalarımda ‘merak’ konusu/kavramı, diğerlerine göre dikkatimi biraz fazlaca çekmişti. “Barda(ğ)ı doldurdum (ı)rakıyınan / Bi(r) daha gonuşmam meraklıyınan / Sana diyo(ru)m sana ey nazlı yârim / Sen bana darılma el aklıyınan” “ Meraklıdır deli gö(ğ)nüm meraklı / Babam ev yapdırdı üsdü çanaklı / Mert ol da sevd(ğ)im ayrılmıyalım / Yârden ayrılanın olmuyo(r) aklı” TDK Türkçe Sözlük’te merak, “Bir şeyin özünü, esasını anlama,...

XIII. asrın ortaları ile XIV. asrın başlarında yaşadığı tahmin edilen, ilk Türkçe Dîvân ’ı tertip edip Risâletü’n-nushiyye adında bir de Türkçe mesnevî kaleme alan Yûnus Emre, hem Türk tasavvuf hem de Türk edebiyatı tarihinde müstesna bir yere ve konuma sahiptir. O, Türkün yaşadığı hemen her coğrafyada ve mekânda en çok sevilen, beğenilen, takdir edilen; cönklerin ve şiir mecmualarının olmazsa olmazı olan şiirleriyle okunan, okutulan, hafızalarda yer edinen ve nesilden nesile aktarılan...

Ana diline saygı, önce onu bilerek sevmek, sonra da doğru ve düzgün kullanmakla olur. Bu saygının yüksek katı ise, ana dilini yabancı dillerin salgınından koruyarak kendi yapısı içinde işleyip zenginleştirmeye çalışmakla gösterilir. Bu da sanatçıların, bilginlerin ve eli kalem tutan bütün yazarların görevidir. Dilini doğru kullanmayı beceremeyenlerin, yabancı kelimeleri dillerinden bir türlü söküp atamayanların, ana diline sevgiden ve saygıdan söz etmeleri gülünç olmaktan öteye geçemez. Konuyu...

(’Ey oğul, beni şu şol gümüşlü kümbete koyasın.) Takvimden bir sayfa daha koparılarak geçer zaman. Târih, düşen yaprak, akan su, solan tendir şehrin aynalarında. Bittiği yerden yeniden başlanır okunmaya. Kartacalı Hannibal nereden bilebilirdi ki Bithynialı Prusias’a kurdurduğu bu şehre bir gün gelip sığınacağını? Taş ve bronz bilezikler… Athena büstü, Apollon heykeller…

Felsefeye ilişkin söylem rejiminin Batı’da da, özellikle 20.yüzyılda, radikal dönüşümlere tanıklık ettiğini biliyoruz. Richard Rorty, ‘Essays on Heidegger and Others’da ,’Felsefe nasıl bir etkinlik olarak kavranmalı?’ sorusuna, 20.yüzyılda üç ayrı cevap verildiğini belirtiyor: Felsefenin, Husserl’in ‘Bilimsel’, Heidegger’in ‘Şiirsel’ ve Dewey’in ‘Siyasal’ bir etkinlik olarak kavranması gerektiği konusundaki cevapları...

Kırmızı Kitaplar

Ötüken Yış
GÜNEŞLİ BİR NÎSAN GÜNÜ
Turgut GÜLER
Türk Felsefesi
Kırmızı Yazılar
GÜN BATIMI
ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA SAĞLIK SORUNLARINA KARŞI ALINAN TEDİRLER VE UYGULAMALAR
GURBET YOLU

Yayınlar

TÜRK EDEBİYATINDA ANLAMIN MERTEBELERİ KAVRAMLAR-EDEBÎ TÜRLER-BAZI ESERLER Bu araştırmanın en önemli amaçlarından biri edebî eserin dünyasına girmeye mâni olan endişelerden mümkün olduğu kadar uzak bir şekilde onların günümüze taşıdığı mesajı anlamaya çalışmaktır.
Gönlümden... Ufuklar Ardı Bizim Babamın ezberinde bir çok şiir vardı. Okuduğu güzel sözleri, şiirleri, kıssaları hemen kısa kısa not ederdi. Bir...
Şeyh Edebâlî’nin Osman Gâzî Beğ’in Düşünü Yormasıdır:  “Kara Osman Beğ’imizin atası hörmetli Ertuğrul Gâzî, geçen gün yanına Dursun Fakı ile Samsa...
Yazar         : Prof. Dr. Emine YENİTERZİ Yayınevi        : Selçuklu Belediyesi...
e – KİTAP Yazar : Suzan ÇATALOLUK Sayfa sayısı :139Yayın Numarası: 20e - Yayın Numarası: 6Hikaye serisi : 3Yayın Tarihi: Kasım...
Avrupa Birliği çerçevesi içinde oluşturulmaya çalışılan “Avrupalı kimliği” bir inşa çalışmasıdır. Kuzeydoğuda Ruslar Avrasyacılık ile başat iradenin Ruslardan...

Biyografi

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifelerindendir. Kendilerinin doğum tarihi bilinmemektedir. Mezarında H. 1276 (M. 1859) senesinde vefat ettiği kayıtlıdır. Bugün...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta...

Şiir

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı; baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi. “Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın...
Ahmet Muhip Dıranas modern Türk edebiyatında hece şiirini Necip Fazıl ve Ziya Osman'la birlikte en iyi temsil eden şairlerden biridir. Hece şiiri...
Bekir Sıtkı Erdoğan (d. 1936), Karaman doğumludur. Asker olmanın şi­irine kattığı zengin bir doğa kültürüne sahiptir. Cumhuriyetimizin 50. Yıl...
Behçet Necatigil'in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına,...
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?             Şâir! Hangi şâir? “Şâir değildir” diye...
Mehmet İsmail’in “Ağaçdelen” Şiirini Yeniden Yazma Denemesi: Göy Gapımı Ağaçdelen Döy De Bax! -Türk Dünyasının gururu Prof. Dr. Mehmet İsmail’e sekseninci...

Öykü Roman Masal

“(…) kendime erkek ve kadın hizmetkârlar edindim,  kendi evimde doğan hizmetkârlarım oldu, ayrıca                                                      ...
Kültür kelimesi insan faaliyetlerinin en incelikli olanlarına verilen ad olarak ifade edilmektedir (Eagleton, 2016, s. 9). Bu kavram, Klemm tarafından...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak...
1. EDEBÎ METİNLERİN FİLME AKTARILMA SÜRECİ İlk edebi eserler bilindiği gibi çok eskiye dayanmaktadır. Buna örnek olarak taş üzerine oyularak yazılan...
Balkanlarda 500 yıldan fazla hüküm sürüp bünyesinde onlarca etnik azınlığı barındıran Osmanlı Devleti, batılı sömürgeci devletlerin de çabalarıyla...
Sevinç Çokum, ilk romanlarında ‘millî kültür ve millî bilinç’ etrafında çeşitli meseleleri konu alır. Son romanlarında ise ferdin etrafındaki kültürel dünyayı...

Mülâkat/Söyleşi

Önünüzde tarihi bir kapı var ve siz bu kapıyı elinizde avuç alanınızı aşan bir usta elinde düğülmüş bir açar ile sözün kapısını açtığınızda gelenek ve şiir üzerine döşediğiniz, ruh ve gönül işçiliği ile süslediğiniz şiir otağı nasıl meydana geldi? Soruyu daha çok şiir ve gelenek bağlamında...
Kadıköy'deki Gençlik Kitabevi'nde 11 Nisan 1987 günü düzenlenen toplantıda konuk Necati Cumalı'ydı. Soruları yanıtlayan Cumalı, kadınların daha gerçekçi ve...
Şair Figen Özer, İstanbul Yazarlar Birliği Salonunda Şiirseverlerle Buluştu:  "Kalemin Ucundan Gönül Burcuna" Dr. Özlem Güngör Haberi: Yazarlar...
Türk edebiyatına en iyi romanlarını vermiş olan Halide Edip, şimdi de yurt dışından mecmualarımıza ara sıra yazdığı fıkralar ve yaptığı yeni neşriyatla yeni...
Konya’nın Seydişehir ilçesinde ressam olarak tanınan Fatma Kırdar’ın ünü gün geçtikçe yaşadığı şehrin dışına taşarak Ülke geneline yayılmış. Genç yaşta eşini...
Konuşan: Selçuk KARAKILIÇ Öncelikle, morfolojik özellikleri incelendiğinde türkünün yüzyıllar öncesinden toplayıp getirdiği anlam yekûnunu nasıl bir...
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Tarih Gezgini
Tarih Gezgini
İrfan Meclisi
İrfan Meclisi
Edebiyat Sohbetleri
Edebiyat Sohbetleri
Pazar Okumaları
Pazar Okumaları
Gökçe Kızın Dünyası
Gökçe Kızın Dünyası

digertumyazilar

×

Hata

There was a problem loading image Glehri.png

Yılbaşını bilmem ama her yılın sonunda çocukluğumdan beri süregelen “Yılbaşı kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı?” tartışmalarının ülkemizde bir gelenek hâline geldiğini...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
"Bugün dünya birbirine zıt iki yere parçalanmıştır: zalimler ve mazlumlar. Niçin bu insanlardan birisi parasının gücü ile sanat öğrensin, eğitim alabilsin; diğeri ise bütün...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Bu iddialı sözün altında “Nâşir ve Muharrir İsmail Gasprinski” imzası var. Yani Türk dünyasının “dilde, fikirde, işte” birliğine hayatını vakfetmiş Gaspıralı İsmail Bey’in imzası…
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech